şehri arkasına almış bir kadın

bağırıyor karmakarışık

bağırıyor, halk bu sese yıllardır alışık

ve kuyudan yankı yankı büyüyen bir ses: Anne!

kuyuya düşen her çocuk merak eder

annesi nerede?

soğuğun hafif ürperti verdiği bir gece

kaç insanı gölgeleri izlemeye meyleder?

ve kaç gölge onu izleyen bir çift gözü seyreder?

dayanamadım da çevirdim başımı

yaşadığım çağın şahitlerine sorun!

acıyan yerine bakmak günah mı?

babalar önce anlatma sonra da gitme der,

evlatlar anlattılar ve gittiler

birisi yenilmedi kendine

annesi bağırdı yine

Yusuf! Yusuf nerede!

kazandı canını çocuk

kuyuların zengini oldu

kadına cevap vermeyen şehrin halkına döndü

adını sordu.

kardeşler kurttu

o kokusundan tanıdı babasını

bir kardeş yenilmedi kendine

ve Yusuf bağırdı yine

annem! annem nerede?

görmekler hediye etti Yusuf babasına

göğsüne gömleğini sürdü

affet dedi

affetmeler hediye etti babası Yusuf’a

artık kardeşler yurttu

onu duydular, susmuştu

onu gördüler, gitmişti

şimdi ve sonra

kadın kuyular bakardı

sahi o kuyuyu kim kazdı?

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir