Gösteriliyor: 1 - 8 of 8 Sonuçlar

Procrastination (Erteleme Hastalığı)

Erteleme hastalığı olarak da bilinen procrastination, kişinin yetiştirmesi gereken işi son ana kadar ertelemesi, daha önemli ve acil olan işlerdense önem ve aciliyet olarak daha alt sıralarda yer alan işlerle uğraşması, bunu da isteyerek ve sürekli olarak yapmasıdır. Örneğin, ertesi güne matematik sınavı olan biri son güne kadar sınava çalışamadı diyelim. Artık önünde bir gün vardır ve çalışması gerekir, değil mi? Cevabın “evet” olduğunu bilmesine rağmen kronik bir erteleyici o anda bile yapacak başka bir şey bulabilir.

Aynaya Bakma Cesareti

İnsan yüzü, benliğin göstergesidir. Yüzünüz, sizin kim olduğunuzdur. Yüzünüzde olan tüm tepkiler, benliğinizin yaşanan durum karşısında başa çıkması için donatılmıştır. Şaşkınlık, mutluluk, üzüntü vb. için mimikler, ses tonu, gözlerin kaçırılması, göz bebeğinin büyümesi… Doğal aynalar için hazırlanan tepkilerdir. Hatta özellikle alışık olmadığı durumlar içinde kalınca, benliğini saklamak için insanlar yüzlerini gizlemektedirler.

Bir Gerçeği Deneyimlemek

Bizler de tıpkı gözlerimiz gibi, sadece anlamlandırmaya çalışırız. Birinin hem iyi hem kötü özellikleri olduğunda, hangisi parçayı bütünleştirmede faydalıysa onu seçebiliriz. Sosyal hayata dair öngörülerimiz, ön yargılarımız, beklentilerimiz vardır. Bunlar da inşa edilirler. Bunların gerçekliğinden şüphe etmeden yaşamak, algılamaya devam etmek pekâlâ mümkündür. Fakat bir gün tüm bunların kaynağını merak edip karşılaşmak isterseniz ön yargılarınız sizi şaşırtabilir, gerçekler canınızı yakabilir. Endişelenmeyin, işte şimdi fark ediyorsunuz…

Kararlar

Hayatta aldığımız kararlar, satranç tahtasında alınan kararlar gibi net değildir. Satrançta iyi bir oyuncu, rakibinin hamlelerini ve taşların özelliklerini iyi bilerek oyunu kazanabilir. Oysa hayat, bilinmez bir olasılıklar silsilesidir. Öyle ki, asla yapmam dediğimiz şeyleri yaparken bulabiliriz kendimizi. Belki de bu yüzden sıkça “Büyük konuşma!” ikazları alırız.

Seferden Dönen Kaptan

Yeni bir güne uyandığımızda olabilecek olayların sayısını tahmin edemeyiz. Ancak çoğu zaman günler birbirine benzemiyor mu? Farklı şeyler olsun ister miydik acaba? Aslında cevap olarak evet farklı şeyler olsun deriz. Farklı şeyler görelim, duyalım. Bunu istemek, istememekten daha kabul edilebilir bir şeymiş gibi geliyor. Sırf bu yüzden cevaben böyle söylüyor olabilir miyiz?