18 Ağustos. Çok sıcak. Nefes alınmıyor.

21 Ağustos. Usta geldi bugün. Yeni bir iş getirdi. Küçük bir kayık. Yıllardır kullanılmamış. Üç dört haftaya tamam dediler. Bakalım.

24 Ağustos. Havanın bizimle bir derdi var. Cehennem gibi.

25 Ağustos. Geçenki kayık bizim Mehmet Hoca’nınmış. Geçen yıl da gelmişti. İyi adam. Sessiz sakin. Ama değişik biraz. Ressammış bir aralar. Usta öyle anlatıyor. Bir üniversitede de ders veriyormuş. Sonra istifa etmiş birden. Kimse anlam verememiş. Şimdi de yazları müşteri oldukça tekne kiralayıp birkaç haftalık turlara çıkıyormuş, civar adalara, koylara falan. “Kışı karşılıyormuş,” diyor usta. İnsan özeniyor.

26 Ağustos. Hafta sonu sıcaklar daha da artacakmış. Buhar olacağız herhalde. İşler de birikti iyice. Usta Mehmet Hoca’ya “Hocam sen tanıdıksın, seninkini yaparız elbet, şunları bir kolaylayalım,” dedi gün boyu.

30 Ağustos. Mehmet Hoca müşteri bulmuş. İki-üç güne çıkarlarmış tura. Tekne kiralamaya gitti bugün şehre. “Benim çırağı da al,” desin diye ustanın gözlerinin içine içine baktım. Yok, demedi.

31 Ağustos. Bugün geldi Hoca’nınkiler. Bir baba-kız. Adam ellili yaşlarında, kız da yirmi, yirmi beş falan. Hollandalılarmış. Adam “Me” diye hitap ediyor Mehmet Hoca’ya. Bizim restoranın barında oturup bir şeyler içtiler. Çıkıp biraz dolaştılar sonra. Kız ada çayı toplamış. Şaşırdık.

2 Eylül. Dün sabah çıktılar tura. Kızın topladığı ada çayları tezgâhın üzerinde hala.

4 Eylül. Restoranın kliması bozulmuş. Şaka gibi.

7 Eylül. Sıkıldık iyice. Her gün aynı.

10 Eylül. Gitsem nereye gideceğim ki?

17 Eylül. Yağmur yağdı bugün.

22 Eylül. Yağmur yağıyor.

23 Eylül. Yağmur yağıyor.

ENES SÜSLÜ

24 yaşında. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü son sınıf öğrencisi. Kısa öykü, eleştiri, batı düşüncesi ve sinemayla az çok ilgilenir. Birbirinin aynı öyküler yazar. Sait Faik’e, Ferit Edgü’ye, Mehmet Günsür’e ve daha birçoğuna kendini borçlu hisseder.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir