Kandırdılar bizleri. Aynı filmleri izleyen, aynı markaları giyen, aynı şeylerden korkup, aynı şeyler için heyecan duyan tek tip, tek renk özgür! insanlar olduk. Bedenlerimiz dağlar, okyanuslar, kıtalar aştı ama zihinlerimiz küçücük, penceresi dahi olmayan hücrelerde tutsak kaldı. Bir odanın içinde kafesteki kuşu serbest bırakıp, ona tutsaklığını özgürlük diye yutturmak gibi bir şey. Farkına varamasındı ki esaretinin özgürlük için çırpınamasındı.

ZEYNEP SENA YILMAZ

Kul. Başı ve sonu olan bu yolculukta güzellikleri görüp geçmek yerine durup seyretme, o güzellikleri kendinin bir parçası hâline getirme gayesiyle yürür. Gayesi bu ama ne kadar yaklaşır bilinmez. Bir duası var: “Küçük çocukları koruduğun gibi beni de koru ya Rabbi! Düştüğüm yerde bırakma beni. Faydalı ilim ver. Doğru düşünmeyi, doğru davranmayı, doğru anlamayı, doğru anlatmayı, doğru yaşamayı nasip et.” Şükredecek, öğrenecek, soracak, anlatacak, okuyacak, yazacak, koşacak, umutlanacak, gülecek, tefekkür edecek... birçok şey var, doğru. Ben ne kadarını yapacağım peki? Ne kadarına talip isem, bana ne kadarı yazılmışsa.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir