Yeni bir güne uyandığımızda olabilecek olayların sayısını tahmin edemeyiz. Ancak çoğu zaman günler birbirine benzemiyor mu? Farklı şeyler olsun ister miydik acaba? Aslında cevap olarak evet farklı şeyler olsun deriz. Farklı şeyler görelim, duyalım. Bunu istemek, istememekten daha kabul edilebilir bir şeymiş gibi geliyor. Sırf bu yüzden cevaben böyle söylüyor olabilir miyiz? Fizyolojik ve psikolojik olarak enerjiyi korumak, zamandan tasarruf, belirsizlikten kaçınmak, risklerden sakınmak için benzer işlerde benzer yolları takip ediyoruz. Bu aynı zamanda mantıklıdır da. En kestirme yol bildiğin yoldur. Eğer biraz gecikebilecek kadar vaktimiz olsa başka yolları da dener miydik?

İster temel fizyolojik ihtiyaçlardan yola çıkalım ister duygulardan yola çıkalım, bunları karşılayabildiğimiz, çevredeki olabilecek olayları kontrol edebildiğimiz ve duygusal dalgalanmalara yol açmayacak kadar sakin uyarıcıların olduğu alanımız konfor alanımızdır. Stres barındırmayan, monoton, sakinleştirici, iyi tanıdığımız bu psikolojik alanda –ki sadece mekan olarak değil, belli vakitler, belli kişiler de bu alana dahildir- güzel ve mutlu yaşam sürdürmeye çalışırız. Ancak bu alan bizi geliştirmeyecektir. Heyecan ve gelişimin olmadığı yerde biriktirilen mutluluk azabilir. Bu alandan biraz dışarı çıktığımızda ya da çıkmak istediğimizde belirsizliklerle, sosyal kaygıyla ve korkularla karşılaşabilir konfor alanımıza geri dönmek için mazeretler üretebiliriz. Lunaparkta oldukça yükseklere çıkan bir eğlence aracına binmek çok kaygı verici olabilir. Ancak bir kere bindikten sonra kaygı ve korku yerini güzel bir heyecana bıraktığını ya kendimizden ya da arkadaşlarımızdan tecrübe etmişizdir.

Bu alandan biraz daha dışarı çıkarsak aklınıza gelebilecek her alanda yeni bilgi öğrenmeyi en önemlisi bunu deneyimlemeyi gerçekleştirebiliriz. Orta derecede stres ve ideal uygulama alanı başarıyı artırıcı faktörlerdir. Bu durum mekânsal, kişiler ve zamansal olarak herkes için aynı değildir. Sıcak yataktan kalkarak bilgisayarın başına geçerek bir makale okumak, bir ödev yapmak da konfor alanımızdan çıkabildiğimizi göstermektedir. En azından kendimi değerlendirecek olsam öyle olmalı ki bu alandan çıkmanın aslında kolay olmadığını kendimden biliyorum. Ancak her alanda konfor alanından çıkmanın mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Kimisi meslek alanında gerçekleştirir bu cesareti, kimisi insan ilişkilerinde, kimisi kendi benliğinde. Mevcut pozisyonu yeterli olsa bile yeni projeler geliştirmek için çalışan, risk alan, grup çalışmalarında faydalı olmaya çalışan birisi konfor alanından çıkabiliyor demektir. İnsanların duygu, düşünce ve davranışlarına daha fazla dikkat etmeye başlamış olan, bunların altındaki motivasyonları anlamaya ve empati kurmaya çalışan, eşinin, arkadaşının, komşusunun kendisi ile olan iletişimini kolaylaştırmaya karar veren insan ilişkilerinde konfor alanının dışına çıkmaya karar vermiş demektir. Kendisindeki amaç eksikliğini fark eden, varoluş sebebini sorgulayan, çevresindeki ağaçlara, bitkiler daha bir dikkatle bakmaya başlayan, yere atılan çöpü yerden kaldıran, sıcak havalarda hayvanlar için su koyan ve bunları neden yaptığının farkında olan insan kişisel konfor alanından çıkmış demektir.

Konfor alanlarından çıkalım ve bir daha geri dönmeyelim demek de doğru olmaz. Bu hayat hızlı, yorucu, hayal kırıklıklarıyla dolu. Yorulduğumuzda sığınabileceğimiz limanlarımız olmalı. Bir annenin kucağı, yumuşak bir yatak, sıcaklığını hissettiğin evcil hayvan, beraber güldüğün arkadaşlar, hoş sözlerle rahatlık veren bir eş… Her seferinde bu limanlardan ayrılıp tekrar dönebiliriz. Sürekli bu limanlarda dursak ne olur sanki! Bu hayatta her görev birer birer yerine getirilirken, her rol birer birer oynanırken geriye dönüp keşke dememek için bu limanlardan ayrılıp yeni kıtalar keşfetmek gerekir.

ADNAN GÖZÜTOK

Merhaba, ben Adnan Gözütok. Eylül 1997’de dünyaya geldim. Lise ve lisans eğitimimi Konya’da tamamladım. Şu sıralar Hacettepe Üniversitesinde “Psikolojik Danışman” unvanımın önünde “Uzman” unvanını ekleyebilmek için eğitim alıyorum. Mesleğim gereği, konuşmak ve dinlemek bizim için ayrı ayrı çok değerlidir. Ancak yazmanın bendeki hissiyatı bu iki ayrı hazinenin bir araya gelmesi gibi. Bu platformda yazı yazdığım başlık ise “Katarsis”. Kelimelerin insanlardan, tabiattan, bitkilerden ve hayvanlardan, canlı cansız tüm nesnelerden süzülüp gelmesi ile ortaya çıkmaktadır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir