kırmızı dudaklarına baktım

yaşı küçüktü hatırladığım

şimdi devlette çalışan memur bir kadın.

annesini de tanırım,sağcıydı.

ben hep sol tarafa bakmışım,

zira şehir yanardı her bir taraftan

ben göremezdim çırpınanları

etraf hep ses

çığlık atanlar arasında annesi de vardı

hatırlarım.

şimdi de yanıyor etraf

sebebi:

kırmızı dudaklı kadın.

neler olduğunu soran adam

tek başına kalınca işlediği günahları hatırladı

bu bir bilek savaşı.

ve adam utandı.

ama yenilmezdi o hiçbir savaşta

güçlü oluşunu kullandı.

şimdi bileğe yüklenme zamanı

“benim yüzüm kızardıysa

sebebi:

kırmızı dudaklı kadın.”

kalbiyle buğzetmeye alışmış halk

söz hakkı iddia ediyor.

çünkü ne duman ne ses ne kırmızılık

izin vermiyor onların konuşmasına

şimdi dillerindeki müdahale satırlar arasında.

ağır bir küflenmenin altından kalkıyor onlar da

birbirine girmiş sözler arasından sesleniyorlar

“dünya bozulduysa

sebebi:

o adam ve kırmızı dudaklı kadın.”

-Şair sözü itham etmeyenlere bırakır.-

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir