“Kar bir türlü yağmadı bu sene.” dedi, yeni bir seneden mahrum olduğundan habersiz. Pencereden sızan kış güneşinin aydınlattığı güzel çehresi düşünceliydi, çimen gözleri ise olabildiğince fersiz. Bir nisan günü doğmuştu, severdi güzel havaları, ah bir de yamaç eteklerini süsleyen kır papatyalarını… Bir aralık gününde, hiç de kışa benzemeyen bir kış gününde, yağmurlarla birlikte almıştı Allah emanetini.

Dört gün yağdı yağmur

Dört gün yıkandı toprak

Dört gün yıkandı bedeni

Hemen ardından kar, beyaz, beyaz

Nisan günü çiçekler açmıştı

Aralık günü kar yağmıştı,

beyaz beyaz

Anıların üstünde hüzünlü bir fırça gezer,

bir siyah, bir beyaz.

| 𝑙𝑎𝑣𝑎𝑛𝑡𝑎𝑚’𝑎

ESRA BUĞA

Kod yazmaktan evvel yazı yazmaya, makinelerle uğraşmaktan çok eşref-i mahlukatla muhatap olmaya hevesli bir mühendis.

Hayatını imana şahit kılmak için yaşama, yaşadıkça da sadrından taşan kelâmları yazma çabasında.

Şimdilerde yeni bir heyecanın kucağında, heyecan da onun kucağında kımıldanıyor. Zeyneb'in annesi olmakla nimetlendirilmiş, nasıl şükredeceğini şaşırmış aciz bir kul.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir