Gelip gitmenle bilirim seni

Üçüncü bir kişiye anlatmaya kalkınca

Söylüyorum artık beni sevdiğini.

Eğer bir neden arıyorsan,

Her yürüyen ayak, bir kalbe adımını bastırmadı mı?

Bakmayın pencerelerden masum insanlara

Masumiyetinden emin olmadığınız.

Değil mi ki uzağın sesi gelmiyor bize

Değil mi ki bağırmıyor uzaktaki

Beklemeyin koşarak gidenleri.

Sesin kölesi olmakla başladı yürüyen ayakların esareti

Öpmeye vakit bulamadı

Eğer bir pişmanlık olsaydı

Hayatı

O,

Öpemediği ayağın parmağındaki rakam kadardı.

Zaten insan ancak kaybetmekle bilinir

Sonra ölmek ciddileşir.

Babamı hiç gülerken görmedim annemden sonra

Ben babamı hiç görmedim

Annem… Sonra…

Kefenle ciddileşir para

Diriyken beni heyecanlandırdı adın

Sesim titreyince dilimden aldı onu

Sahi hiç üzülmedi mi yasin okuyan kadın?

Her gün gittiğim pişmanlığa bir gün yorulacağımı söylemedi kimse.

Hem gülünmeliymiş, kadının mahcubiyetinden anladım,

Dedim

Ya kalmalı tamamen orada

Ya da unutmalı Ölümün olduğu dünyada atılan havai fişek sesine çevrilen bir başla.

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir