Vay ki koşuyor dört nala

İçimde biriken hayretler…

Ulaşmak zor değil, ellerinle

Sürüklediğin o seslerin

Ardına düşmek…

Suyu unutulan fesleğenim belki

Vitrin süsü bardaklardan daha da sessiz

Yarına yenik düşmemekliğim bundandır

Kalemim suskun, ellerim dilsiz

Savurduğun nefesi topla, dinliyorum

Çıksın ortaya her bir harf

Titremeden soğuk gözyaşı, dökülsün

Toprağa hayal meyal…

Yıldızlardan çaldık habersiz

Bir var, bir daha var olmayı

Haylaz çocuklardık akşam ezanı

Koşarak izledik, boş duvarları…

BÜŞRA ÖZTÜRK

Kıymetli üstadım İbrahim Tenekeci der ki: “Birini örnek alıp da yola çıkanlar, yolun sonunda kendilerini bulamıyorlarsa, onların vay haline. Mesela ben, İsmet Özel olmak için yola çıkmıştım, İbrahim Tenekeci oldum.” Beyin kıvrımlarımda bir şimşek çaktırdı şahit olduğum cümle. İşte bundan sonra başladı benim hikayem. Her kelimenin harfleri, harflerin ise hissettirdikleri arasında gezinirken bismillah dedim ve niyet ettim İbrahim Tenekeci olmaya. Bakalım maceramın sonu nereye varacak?
Yolculuğumda dilimdeki duam:
“Allahım!
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra
Allahım!
Niçin halkettinse beni
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum
Allahım!
Nasıl pırıl pırılsa
Güzelse sevdiğin kulların
Öyle güzel kıl beni…”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.