Hayatımızın birçok safhasında çeşitli imtihanlarla hemhâl oluruz. Kimi zaman İbrâhimce teslimiyetin sınavını verirken kimi zaman da İsmailce duruşun yükünü sırtlanmanın sorumluluğunu yerine getirmemiz gerekir.
İnsan, hayatında en büyük bedelleri muhabbeti uğrunda öder. Zira gerçek bir muhabbetin kantarı, fedâkârlıktır. Fedâkârlık imtihanından geçmemiş bir muhabbet, kuru bir iddiâdan ibâret kalır.
Fedâkârlık,boyun eğiş ve güven…
Perde arkasında güvenin telkincisi ise yalnızca say’den sorumlu bir annenin koşmasıdır bize ibret olan. Zemzemin nereden nasıl bir şekilde geleceğinden bi’haber bir oraya bir buraya yalnızca Allah’a tam bir güven ile say eden bir kadın asırlardır milyonlarca insanın diliyle anılıyor, anlaşılmaya gayret ediliyor.
İbrâhim ailesi, her ferdiyle iddiâsını Rabb’lerine ispat ettiler.
Şimdi ispat sırası bizim omuzlarımızda.
Hangi boynu ne uğruna kurban ederken, hangi susuzluğumuzun zemzemi için koşturduğumuzun muhasebesini yaptığımız bir bayram diler, küçüklerimizin gözlerinden büyüklerimizin ellerinden öperiz 🙂

SENA COŞKUNGÖNÜL

“Saatinin ayarını kalemine kurmuştur o. Akrep yelkovana vurdukça bir kuş kanat çırpar yüreğinde.
Kelimeler, onun elinde bir ağacın dalları gibidir. Onlarla susar, onlarla konuşur...
‘Sessizlikle kavranan bütün cümleler eksiktir.ʼ düsturuyla kavganın ortasında yumruğunu kalemine sarıp havaya kaldırır.
Kavga uzun bir özgürlük seferidir.
Ya biz özgür oluruz bu kavga biter ya biz ölürüz kavgamız sürer.
Bu sebepledir ki yazmak onun için bir başkaldırıdır.”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir