Ruhum, deniz kıyısında uzanmış öylece

Dalgalardan sır topluyor

Fısıltılara karışan yakamoz, sessizce

Işıltılı hayatıma kucak açıyor

Alnı öpülesi hayaller saklıyorum

Kumdan kaleleri kıskandırır mı, bilmem

Suya karışan ellerim, daha narin

Yarınları çağırır mı, bilemem

Adımlarım iki ileri daha da ileri

Salıncak kurduğum kirpiklerimde

Islandıkça güçlenen bir umut, oysa ki

Tutunacağım eller, kimin eseri?

Zamanın çıkmazında yol alıyorum

Beyaz, kırmızıdan utancak

Çiçekler selama durdu, rüyamda

Kapanan kapılar ne vakit açılacak?

BÜŞRA ÖZTÜRK

Kıymetli üstadım İbrahim Tenekeci der ki: “Birini örnek alıp da yola çıkanlar, yolun sonunda kendilerini bulamıyorlarsa, onların vay haline. Mesela ben, İsmet Özel olmak için yola çıkmıştım, İbrahim Tenekeci oldum.” Beyin kıvrımlarımda bir şimşek çaktırdı şahit olduğum cümle. İşte bundan sonra başladı benim hikayem. Her kelimenin harfleri, harflerin ise hissettirdikleri arasında gezinirken bismillah dedim ve niyet ettim İbrahim Tenekeci olmaya. Bakalım maceramın sonu nereye varacak?
Yolculuğumda dilimdeki duam:
“Allahım!
Yol boyunca
Bırakma elimi
Düşerim sonra
Allahım!
Niçin halkettinse beni
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum
Allahım!
Nasıl pırıl pırılsa
Güzelse sevdiğin kulların
Öyle güzel kıl beni…”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir