Benlik (ego), kişinin birey olarak kendisini tanımladığı, hayata dair değerlendirmeler yapıp kararlar aldığı bir kişilik parçasıdır. Bu kadar hayati bir parça kendisini güçlü, sağlıklı, huzurlu ya da tam tersi güçsüz, tehdit altında, yorulmuş hissedebilir mi? Tabii ki evet, çünkü bu parça direkt olarak sizi yansıtıyor. Özel bir bakım gerektiren bu kişilik parçasını farklı yönlerden ele alarak nasıl sağlıklı tutabiliriz bir göz atalım.

Yumurtaları Farklı Sepetlere Koymak

Benlik’i ayakta tutan, bir birey olarak bu hayattaki amaçlarımıza yön veren, kendisi ile güç bulduğumuz, kendimizi tanımlarken başvurduğumuz ilke, değer, yetenek ve inançlarımız vardır. Bir kişinin asker olduğunu varsayalım. Askerî onuru, görevine bağlılığı, misyonu, ahlaki değerleri bu asker için çok önem arz edecektir. Nöbeti başında yaptığı bir hata sonucunda kendisini bir daha affetmeyebilir. Askerlikten atılması intihar etmesine sebep olabilir. Çünkü bu saydığımız değerler direkt olarak aslında kendisini oluşturan şeylerdi. Bu değerlerden herhangi birisine gelen olumsuz durum direkt olarak benliğe yönelik algılanır. Benlik’in bu şekilde tehdit edilmesi, birey olarak başa çıkılması çok zor bir durumdur. Bu dünyada o değerler varsa varsınız, onların olmadığı durumda ise eksik hissedebilirsiniz. Benzer şekilde şöyle de bir hikâye anlatılır. Erzurum Çifte Minareli Medresesi’nde çalışan bir usta ile çırak varmış. Sağ taraftaki minare çırak tarafından, soldaki ise usta tarafından yapılmaktaymış. Çırak kendi hüner ve zanaatkârlığını ustasına göstermek istemiş. Daha güzel desenler yapmaya başlamış. Ustası bu durumu kıskanırmış ama belli etmezmiş. Bir gün çırak ustasından su isteyince ustası daha fazla bu durumu kaldıramamış ve minareden kendini aşağı atmış. Çırak da arkasından atlamış. Bu şekilde minareler yarım kalmış. Bu trajik hikâyede benlik durumları ile ilgili çıkarılacak bir ders var. Usta için benliğini ayakta tutan tek şey başkalarından daha iyi usta olması. Bu sayede toplumda bir karşılığı ve gördüğü saygı var. Bütün benliğini ayakta tutan bu dayanak noktası çırağı tarafından sonlandırılınca bu dayanılmaz acıyı en değerli varlığını ortadan kaldırarak sonlandırmış. Hâlbuki bu usta iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir arkadaş olmuş olsa bile benliğini oluşturan bu parçaları soyutlayarak sadece iyi bir usta oluşuna sarılmış gibidir. Benliğini oluşturan bu parçaları yumurtalar olarak düşünelim. Bütün yumurtaları ustalık sepetine koymuş olan bu usta, sepetin altının açılması sonucu benliğini oluşturan tüm parçaları birden kaybetmiştir. Bu yumurtalar baba sepetine, eş sepetine, arkadaş sepetine bölüştürülerek konmuş olsaydı tek bir sepetteki yumurtaların kaybı tüm benlik için bir tehdit oluşturmayacaktı. Hâlâ iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir arkadaş olduğunun bilinci, ustanın benliğine karşı olan tehditle başa çıkmasına yardım edebilirdi.

Rollerle Grup Terapi Seansı

Benlik’i oluşturan parçalardan bahsetmişken onlara daha yakından bakmak, benliğimizi sağlıklı tutmak için bir farkındalık sağlayabilir. Son dönemlerde yorgun hissettiğini işittiğim kişi sayısı arttı. Bu fiziksel yorgunluğun yanı sıra özellikle psikolojik bir yorgunluğu da içeriyor. “Çevreme yetişemiyorum, sorumluluklarım altında eziliyorum.” diyorsanız sizleri ve hayattaki rollerinizi minik bir grup terapisine davet ediyoruz. Kendinizi düşünün, kimsiniz siz? Ya da aslında siz kaç kişisiniz? Birilerinin evladı mı, anne ya da baba mı, bir işçi ya da patron mu, öğrenci mi, gönüllü faaliyetlerde görev alan bir gönüllü mü, arkadaş ortamında planları yapan kişi mi ? Hasta eşine bakan, aynı zamanda evin geçimini sağlayan kişi mi? Kimsenin bilmediği ama sizin acılar çektiğiniz bir hasta mı? Aslında tek tek değil hepsi birden sizsiniz. “Daha önce ne kadar da çok rollerim varmış farkında değildim.” diyebilirsiniz.

Şimdi de sandalyelerden bir halka yapalım. Bir sandalye seçip oturun lütfen. Her bir rolünüze sandalyelerden birine oturmasını rica edin. Kimler var halkada? Herkese göz gezdirin. Hasta olan var mı, yorgun olan, üzgün hisseden? En güçlü duran kim, en neşeli olan kim? Evlat olma rolü söz hakkı istiyor. Diyor ki: Ben, anneme babama sevgi saygı duyan, onları üzmek istemeyen biri olduğumu düşünüyorum ancak bazen beni anlamadıklarını hissediyorum, bu yüzden yaşadığımız çatışmalar sonucu hayırsız ve saygısız birisi olarak görülmek istemezdim, bu beni çok yıpratıyor, yoruldum. Peki şimdi bir değerlendirin, söylediklerinde haklı mı? Sırada konuşmak isteyen enerjik iyi arkadaş rolü var, diyor ki: Ben arkadaş ortamlarında aranan kişiyim. Eğlenceler organize ederim, bir şeyler ısmarlamaktan zevk alırım, komik ve sadık biriyimdir. Benim keyfim yerinde. Şimdi sırada söz almak isteyen öğrenci rolü var, diyor ki: Evet gerçekten iyi bir arkadaşsın ancak bitirmemiz gereken bir okul, yerine getirmemiz gereken akademik görevler var ve bayağıdır ihmal ediliyorum. Hmm! Bu serzenişte haklı mı?

Son olarak hastalığa söz verelim: Ben roller arasında en acımasız olanım. Çünkü benimle yaşamak zorundasın ve hiç de kolay geçinilecek birisi değilimdir. Şimdi bütün rolleri dinlediniz. Değerlendirmelerinizi yapın. Kimler sizi ayakta tutmaya çalışıyor kimler size zorluk yaşatıyor. İhmal ettikleriniz var mı ya da üzerine fazla düşüp şımarttıklarınız? Herkes için farklı farklı senaryolar çıkacağına eminim. Ancak rollerinizi tanıdıkça hepsi ile ayrı ayrı ilgilendikçe bir bütün olarak sağlıklı olabilirsiniz. Size ayak bağı olan rollerinizi tekrar gözden geçirebilirsiniz. Bazı rolleriniz -mesela bir projede görev almak- size sonradan sizin isteğinizle gelmiştir, bunlarla yollarınızı ayırabilirsiniz.

Oksijen Maskelerini Önce Kendinize Takın

Bu anonsu ya filmlerden ya da uçakla seyahat ederken duymuşsunuzdur. Hava basıncı düştüğünde maskeler açılıyor. Önce maskeyi kendinize sonra çocuklara takmanız isteniyor. Merhametsizlik gibi düşünülmemeli. Sebebi basit. Maskeyi önce kendinize takmayıp bayılırsanız hem kendinize hem de başkalarına bir faydanız olmamış olacaktır. Bu metafor kendimizi ihmal edip başkaları için ya da başka görevleri yerine getirmek  için attığımız her adım için geçerlidir. Bu bencillik değil, başkalarına da faydalı olabilmek adına kendimizi sağlıklı tutmak demektir. Benlik sağlığının başında kendimiz için yaptıklarımız gelir. Başkaları için kendimizden ödün verip fazla fedakârlık  yaptığımız durumlar tam olarak açıklayamadığımız bir yorgunluğu ve hatta öfkeyi de beraberinde getirebilir. Başkalarının yaptıkları hatalardan direkt olarak siz sorumlu değilsiniz. Gücünüzü aşan durumlarda işlerin kötüye gitmesi sizin suçunuz değildir. Sorumluluklarını yerine getirmeyen kişilerin sorumluluklarını yerine getirmeniz sizin göreviniz değildir. Sizi manipüle etmeye çalışan kişilere ödün vermediğiniz zaman gördüğünüz tepkiden dolayı suçlu hissetmenize gerek yoktur. Benliğinize daha fazla bakım göstermeniz sadece sizi değil herkesi ileriye taşıyacak sağlıklı bir yoldur. Başkalarına güller dağıtırken en başta kendinize de bir gül vermeyi unutmayın.

ADNAN GÖZÜTOK

Merhaba, ben Adnan Gözütok. Eylül 1997’de dünyaya geldim. Lise ve lisans eğitimimi Konya’da tamamladım. Şu sıralar Hacettepe Üniversitesinde “Psikolojik Danışman” unvanımın önünde “Uzman” unvanını ekleyebilmek için eğitim alıyorum. Mesleğim gereği, konuşmak ve dinlemek bizim için ayrı ayrı çok değerlidir. Ancak yazmanın bendeki hissiyatı bu iki ayrı hazinenin bir araya gelmesi gibi. Bu platformda yazı yazdığım başlık ise “Katarsis”. Kelimelerin insanlardan, tabiattan, bitkilerden ve hayvanlardan, canlı cansız tüm nesnelerden süzülüp gelmesi ile ortaya çıkmaktadır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir