Ah derin düşüncelerden kaçan şu asır!

Yakıyor Bilâl’leri, sırtlarında hasır

Kıtlık ki evrenselmiş yalnız midede değil

Kandırılmış zihinlerde çalıyor bin türlü zil

Şımarmış hikâyelerin en üst perdede yeri

Boğuyor hüzne batmış hakikat demlerini

Hayat denince sermaye, sermaye denince para

Dönmüş tüm manalar çamura batmış yalana

Solgun beniz, çıplak ten, cüzdanında bir demir

Mazlumsa çek tetiği, zorbadan geldi emir!

Maske altında kalmaktan eprimiş bak kaç yüzler

Gönüller taparken mala dillerde tekbirler

Bu sahnede bir ben var, her köşeden tırmalar

Günahını bilerek zarları takla atar

Vah edecek gün değil, umutsuzluk küfre denk

Hâlimize bet şifa taze imanlar gerek.

ESRA BUĞA

Kod yazmaktan evvel yazı yazmaya, makinelerle uğraşmaktan çok eşref-i mahlukatla muhatap olmaya hevesli bir mühendis.

Hayatını imana şahit kılmak için yaşama, yaşadıkça da sadrından taşan kelâmları yazma çabasında.

Şimdilerde yeni bir heyecanın kucağında, heyecan da onun kucağında kımıldanıyor. Zeyneb'in annesi olmakla nimetlendirilmiş, nasıl şükredeceğini şaşırmış aciz bir kul.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.