Biz sanıyoruz ki; güneşin her doğuşunda ısıttıkları ve ışıttıkları aynıdır, her gün batımıyla birlikte aynı şeylere nokta koyulur, her esen rüzgâr aynı rayihayı taşır, içimize çektiğimiz her nefeste aynı havayı soluruz… Gözle görülmeyen iklimi görecek başka bir gözümüz mü kalmamış yoksa?

Oysa, Sezai Karakoç’un ‘‘kararmaya yüz tutmuş kalpte küçücük beyaz bir benek’’ dediği o Ramazan’ın ilk gününden önceki güneş batarken, önceki batışları gibi değildi. Esen rahmet rüzgârlarıyla, tüm umutsuzluklarımızı, unutmalarımızı, bir türlü çıkışı bulamayışlarımızı, isyana dalmalarımızı karanlığa gömebilirdi, biz onları saklamasak en kuytu yerlerimizde.

İncecik bir ağartı olarak gökte titreyen Ramazan hilali, ‘‘Bak ben şimdi yalnızca bir ışıltıyım ama her gün ışıltımı çoğaltıp kendime dolunay dedirteceğim. Sen de bir yerlerden başla parlatmaya kalbini, ayın sonunda ben dolunay neşesi, sen bayram sevinci yaşarsın.’’ diye seslenirdi, eğer biz o gümüş çizginin getirdiği Ramazan muştusuna yüzümüzü dönseydik.

Ramazan’da esen rüzgârla ‘‘Ey hayır dileyen, gel! Ey şer dileyen, vazgeç!’’1 kokulu haykırışı doldurabilirdik ciğerlerimize, şayet o sesin hasretini hissetseydik.
Değerini ve azametini Kur’an’dan alan Ramazan’ın bir anlamı da yağmursa; kurak toprağa, tozlu yollara yağıp, toprağı yumuşatıp yeşerten, kirleri temizleyen bir yağmur gibi nur olup yağabilir Kur’an bu ayda kalbimize.

Toprak yağmuru emer emer sonra tohumları besler ve yeşertir kâinatı. Bu rahmetin coştuğu ayda da kimi kalpler, bu rahmeti emer, yağmur dinince suları kuruyup hiçbir şey olmamış gibi devam etmez hayatına da kulluk tohumunu besler, filiz verir. Filiz güçlenir, köklenir. Ta bayramı Cennet oluncaya dek, yağmurun kokusunu yayar etrafa.
Ramazan’la yakaladığı kıvamı bozmadan, bir sonrakine ulaşırsa daha çok iştiyakla karşılamaya niyet ederek, yaptığı ibadetlerin kabulünü dileyerek bir yılın âdeta kalbi olan bir ayı yaşamak, bir kalbin tüm vücuda yetmesi gibi tüm seneye yetişir.

1 Ebû Hureyre RadıyallâhuAnh’ten rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ‘‘Ramazan ayının birinci gecesi olunca şeytanlar ve cinlerin şerlileri zincire vurulur, cehennemin kapıları kapatılır ve hiçbir kapısı açılmaz; cennetin kapıları açılır, hiçbir kapısı kapatılmaz ve bir münadi şöyle seslenir: ‘Ey hayır dileyen, (ibadet ve kulluğa) gel! Ey şer dileyen, (günahlarından) vazgeç! Allah’ın cehennemden azat ettikleri vardır.’ Bu iş (Ramazan boyunca) her gece yapılır.’’ (Tirmizî, Savm, 1; İbn Mâce, Sıyâm,2)

AYŞE ACAR

1998 yılında Konya'da dünyaya geldi. Hocacihan Imam Hatip Lisesinde başladığı lise hayatını Mahmut Samii Ramazanoglu Imam Hatip Lisesinde tamamladıktan sonra üç  yıl Arapça kursuna devam etti.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir