Saat 06.00. Gözlerimi çoktan açmışım bugüne. Benim yerime uyuyakaldığını düşündüğüm alarmın sesini duymadan yataktan kalkasım yok. Azıcık daha uyuyayım, diye niyetlenmişken telefonumun zırıltısıyla irkiliyorum. Tamam, kalktım.

Uyku mahmurluğum gider düşüncesiyle sarı renkten hâllice güneşliğime asılıyorum, aman Allah’ım, ne güneş ama!

Mahalleli henüz uyanmamışken mahalleyi turlamaya niyetleniyorum. Belki bilmezsiniz, sabahları bizim mahallenin ayrı bir ketumluğu vardır. Evvelki gecenin suç mahallîğini yapmış gibidir âdeta. Kapı-baca mühürlenmişçesine kapalı, iç içe gecekondular gölgelerini dahi paylaşmaya niyetsiz. Ancak dinlemesini bilene açık eder kendini. Bu yüzden şu soğuk kaldırıma oturuyorum. Kafamı kaldırıp pencere pervazlarına, kapı önünde unutulmuş çalı süpürgelerine ve yol ortasındaki el arabasına bakıyorum. Hiçbiri bir şey anlatma niyetinde değil. Yahut benim anlamaya mecalim yok.

Bir pedal sesiyle kopuyorum kafamdakilerden, bizim Ferit. Mavi bisikletiyle yekvücut olmuş, yokuşu tırmanıyor. Sıska bedeni, cılız elleriyle o koca bisiklete nasıl hâkim oluyor, hep merak etmişimdir. Arkasından sesleneyim diyorum o sırada, ne yazık ki sesim çıkmıyor.

Ayaklarımı sürüye sürüye ilerlemeye devam ediyorum. Bu defa kırmızı tabelasıyla Cevdet Usta’nın tamirhanesi ilişiyor gözüme. Cevdet Usta koltuğa büzülmüş, uyukluyor. Yanında benim pikap. Tamir etmiş demek ki. Dükkânın camına hafiften tıklayayım diyorum ama elim kalkmıyor yerinden.

Gerisin geri evimin yolunu tutuyorum. İlerlerken güneşten renkleri pörsümüş çamaşırlar, askısından kopup gökte bir iki süzülerek önüme düşüyor. Eğilip toplamaya meylediyorum, eğilsem bir daha doğrulamayacak gibiyim. Yoluma devam ediyorum. Bugün içimden hiçbir şey gelmiyor sanki, sadece yürümek istiyorum.

Evimin önüne vardığımda önünde irikıyım iki adamla koca kasalı beyaz bir kamyonet karşılıyor beni.  “Haydi be abicim, işimiz gücümüz var. Aç şu kapıyı da yükleyelim eşyaları.” Öyle ya, bugün taşınıyorum. Hiç hâlim yok, yarına kalsa ya bizim şu iş, demeye cesaret edemiyorum. Bilirsiniz belki, “yarına kalsın” cüzzamlı bir cümledir. Ardı ardına tüm yarınlarınıza bulaşır; sezdirmeden, yavaş yavaş. Hoş, ben alışığım ama kamyon şoförü beylerin buna razı olacağından pek emin değilim. Bu yüzden sessizce kapımı aralayıp içeri buyur ediyorum onları. Eşyaların toplanması çok sürmüyor zaten. Ben de öylece arkaya, koltukların arasına yerleşiyorum. Anahtar, kontak, debriyaj ve gaz. Gidiyoruz. Gidiyorum.

Arkamızda mavi bir bisiklet, bizim Ferit. “Aabiii, bu çiçeği unutmuşsun!” bisikletin arkasında, saksısında yıllanmış küpeli çiçeğim. Ferit hızlandıkça hızlanıyor, öyle ki çiçeğin yere düştüğünü fark etmiyor bile. Saksı parçaları bir tarafa, morlu beyazlı çiçekler bir tarafa savruluyor. İç çekiyorum derinden ama olsun, diyorum. “Olsun, en azından o kendi toprağında can vermeyi başarabildi.”

AYŞEGÜL CANYİĞİT

Hâlâ yoldayım. Bugünlerde yine o vakur yağmur eşlik ediyor yürüyüşlerime. Ne o yağmaktan ibaret ne de ben adımlarımdan, ilerledikçe anlıyorum. Bana aynı dizeleri getirmiş: ".. Ayan nedir, pinhan nedir, nişan nedir, şimdi bildim."
Ne zaman bileceğim?

Önerilen makaleler

19 Yorum

  1. İçimizden birinin iç sesini dinler gibiyim nasıl bu kadar sıradan ve bu kadar sıradışı olunabilir ki ?

  2. Mahalleden ayrılacağınız için mi yorgunsunuz. Hem tamir edilen pikabı almadan taşındınız. Ve renkleri solmuş çamaşırlar kimindi hani toplamak isteyipte takatinizin yetmediği.

  3. Zevkle okumaya başladım. Ana sanki her paragraf yarım kalmış.

  4. Genç yazarım yazdıkca okuyasım. Var başarılar dilerim

  5. Bundan sonra ki öykülerin daha uzun olur inşallah.

  6. Öykü kısa anlatacağın çok şey var. İzlenimi kaldı bende. Roman yazarsın belki ozaman daha haz alır insan. Başarılar dilerim

  7. Ayşegül hanım sizin diğer yazınızıda okumuştum. Daha sık neden yazmıyor sunuzz

  8. Sınava hazırlık yaptığım bu günlerde betimlediğiniz yorgun adam beni tarif ediyor 🖐️🖐️🖐️🖐️

  9. Okurken kendimi olayın içinde hissettim hemde başrol olarak 😅ellerine sağlık canım çokk güzel olmuş👍👍😘

  10. Uzun zamandır okuduğum en güzel yazıydı

  11. Belki o kendi toprağında kalamadı ama o topraktan yeni bir yazar bitti

  12. Asil bir kalemden çıktığı çok belli daha çok görmek istiyorum okudukça kendimi buluyorum kendimi buldukça okuyasım geliyor senin gibi genç, özgün ve sağlam kalemlere ihtiyacımız var yolun açık olsun seni daa fazla duymak duyurmak ve okumak dileğiyle kla sağlıcakla

  13. Asil bir kalemden çıktığı çok belli daha çok görmek istiyorum okudukça kendimi buluyorum kendimi buldukça okuyasım geliyor senin gibi genç, özgün ve sağlam kalemlere ihtiyacımız var yolun açık olsun seni daha fazla duymak duyurmak ve okumak dileğiyle kal sağlıcakla

  14. Her kelimesini hayranlıkla okuduğum bir paragraf bitince öbür paragrafı okumak için heyecanla merakla atıldığım kaleminden ustalıkla akmış olan satırların halden hale koşturdu beni. Tebrik ederim Ayşegül

  15. Başarılar diliyorum güzel çalışma olmuş

  16. Değerli Öğrencim, seninle gurur duyduğumu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kısa bir öyküyle bir anlatımı zenginleştirmek anca bu kadar güzel olabilirdi. Yolun bahtın açık olsun.

  17. Okurken kendim yaşıyormuş gibi hissettim

  18. Tebrikler Ayşegül,çok güzel bir öykü olmuş

  19. Yazılarını takip ediyorum oldukça başarılısın. İçimizdeki yorgunluğun ete kemiğe bürünen karakterini yarattın başarılarının devamını dilerim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.