Gösteriliyor: 1 - 10 of 34 Sonuçlar

Değişim

Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Slogan mı? Havalı bir söz mü? Hatta bir de aynı nehirde iki kere yıkanamazsın vardı? Sıkıldık mı acaba bu klişelerden? Herkesin diline dolanmış cümlelerin makus talihi bu olsa gerek. Altında yatan fikirler ne kadar büyük olsa da sadece dilde kaldıkları için yeni karşılaşılan bir fikir kadar değer görmezler. Yaşadığın şehrin merkezindeki tarihî mekân gibi yani.

Salgında Eğitime Dair Tatsız Okumalar

Eğitim/Talim zorunlu mudur? Herkes her şeyi bilmek zorunda mıdır? Talimin yapılacağı yer yalnızca resmî okullar mı olmalıdır? Bu bağlamda tevhîd-i tedrîsât nasıl okunmalıdır? Resmî okullar dışında eğitim kurumları nasıl işler, işlemelidir? Ve benzeri sorular/sorunlar, alanı belirleme adına burada dursun. Ama elbette bu yazının sınırları, bu soruların cevapları/çözüm teklifleri için yeterli değildir.

Bir Gerçeği Deneyimlemek

Bizler de tıpkı gözlerimiz gibi, sadece anlamlandırmaya çalışırız. Birinin hem iyi hem kötü özellikleri olduğunda, hangisi parçayı bütünleştirmede faydalıysa onu seçebiliriz. Sosyal hayata dair öngörülerimiz, ön yargılarımız, beklentilerimiz vardır. Bunlar da inşa edilirler. Bunların gerçekliğinden şüphe etmeden yaşamak, algılamaya devam etmek pekâlâ mümkündür. Fakat bir gün tüm bunların kaynağını merak edip karşılaşmak isterseniz ön yargılarınız sizi şaşırtabilir, gerçekler canınızı yakabilir. Endişelenmeyin, işte şimdi fark ediyorsunuz…

Şubat Hikâyeleri (1) “Hafızın Kızı”

İnançları var, imanları var, inançlarının ve imanlarının bedellerini ödemeye hazırlar. Ama olmuyor, karşılarına fetvalar çıkıyor, “İlim farzdır. İlim öğrenmek için başınızı açmanız caizdir.” fetvaları ulaştırılıyor kendilerine. “Geleceğiniz” diyor aileleri. “Biz sizi bunun için mi okuttuk, bunca masrafı bunun için mi yaptık?” diyerek belki sadece yirmi otuz yıllık bir gelecek hesabına ebedî gelecekleriyle oynuyorlar çocuklarının. “Sizlere ihtiyacımız var, çocuklarımızı siz okutmalısınız.” diyor kimi mücadele adamları.

Düşünen Bir Kavme

Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı öncesi koyu dindar bir Yahudi ailesi düşünün. Yahudilerin, Avrupa’nın sanat ve fikir dünyasında etkin oldukları yıllar bunlar. Tipik bir Avrupalı entelektüelken dindiremediği hakikat merakı ile çağımızın en parlak İslam mütefekkiri haline gelen Muhammed Esed, işte böyle bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Hayat

‘’Ölüm, en büyük başlangıçtır evlat, en büyük ve en etkili başlangıç. Bir hikâyede biri ölünce, o hikâye hikâyelikten çıkar, destan olur. Ucu ateşe tutulmuş bir kağıt gibi yanar o sağ kalan. Yana yana kül olur. Başarabilirse yeniden kurar hikâyesini. Başaramazsa da kül olarak kalır, içten içe hâlâ yanmaya devam eder, söneceği günü bekler her zaman.