Gösteriliyor: 171 - 180 of 207 Sonuçlar

Uzaklardan Biri

Semantiği bilimsel metotla Kur’an kavramlarına uygulayan Izutsu, bu alanda Kur’an üzerine çalışanlara yeni bir ufuk açtı. Onun tespit ettiği şey, Kur’an’da aşkın bir varlığın sınırlı bir varlığa hitap ederken kavramları kullanışıydı. Bu hitap sınırlı varlığın diliyle olmalıydı ki beşer anlayabilsin. Bunu yaparken Kur’an kavramlarına izafi manalar eklemişti. Yani bir nevi dil devrimi yapmıştı.

Dumanı Tüten Kulübe

Yağmurun şarıl şarıl yağdığı bir gün, dağın öbür tarafındaki yolda arabası bozulan bir genç, sığınacak bir yer arıyordu kendisine. Aslında amacı yakınlarda bir yerde bir tamirci bulmaktı. Ama öyle çok yağmur yağıyordu ki önünü bile göremiyordu. Islanmış gözlüğünü temizlemek istese de kıyafetleri de ıslaktı, gözlüğünü silebileceği hiçbir şeyi yoktu. En sonunda ne bir tamirci bulabildi ne de arabasını bıraktığı yeri.

Medeniyet Kavramı Üzerine Tanımlar ve Yaklaşımlar

Barbarlık karşıtı olarak medenilik, insani-hukuki-ahlaki tutum ve davranışları, iyi terbiye hâlini ve ileri düzeyde gelişmiş toplumu ifade etmektedir. Medeniyet bunların sonucunda ortaya çıkan fikrî, fiziki, siyasi ve ekonomik düzeni ve insanlığın gelişmiş bir aşamasının göstergeleri olan medeni olma, yani iyi terbiye, nezaket, edep ve geleneklere sahip olma durumudur.

Aynaya Bakma Cesareti

İnsan yüzü, benliğin göstergesidir. Yüzünüz, sizin kim olduğunuzdur. Yüzünüzde olan tüm tepkiler, benliğinizin yaşanan durum karşısında başa çıkması için donatılmıştır. Şaşkınlık, mutluluk, üzüntü vb. için mimikler, ses tonu, gözlerin kaçırılması, göz bebeğinin büyümesi… Doğal aynalar için hazırlanan tepkilerdir. Hatta özellikle alışık olmadığı durumlar içinde kalınca, benliğini saklamak için insanlar yüzlerini gizlemektedirler.

Değişim

Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Slogan mı? Havalı bir söz mü? Hatta bir de aynı nehirde iki kere yıkanamazsın vardı? Sıkıldık mı acaba bu klişelerden? Herkesin diline dolanmış cümlelerin makus talihi bu olsa gerek. Altında yatan fikirler ne kadar büyük olsa da sadece dilde kaldıkları için yeni karşılaşılan bir fikir kadar değer görmezler. Yaşadığın şehrin merkezindeki tarihî mekân gibi yani.

Salgında Eğitime Dair Tatsız Okumalar

Eğitim/Talim zorunlu mudur? Herkes her şeyi bilmek zorunda mıdır? Talimin yapılacağı yer yalnızca resmî okullar mı olmalıdır? Bu bağlamda tevhîd-i tedrîsât nasıl okunmalıdır? Resmî okullar dışında eğitim kurumları nasıl işler, işlemelidir? Ve benzeri sorular/sorunlar, alanı belirleme adına burada dursun. Ama elbette bu yazının sınırları, bu soruların cevapları/çözüm teklifleri için yeterli değildir.

Bir Gerçeği Deneyimlemek

Bizler de tıpkı gözlerimiz gibi, sadece anlamlandırmaya çalışırız. Birinin hem iyi hem kötü özellikleri olduğunda, hangisi parçayı bütünleştirmede faydalıysa onu seçebiliriz. Sosyal hayata dair öngörülerimiz, ön yargılarımız, beklentilerimiz vardır. Bunlar da inşa edilirler. Bunların gerçekliğinden şüphe etmeden yaşamak, algılamaya devam etmek pekâlâ mümkündür. Fakat bir gün tüm bunların kaynağını merak edip karşılaşmak isterseniz ön yargılarınız sizi şaşırtabilir, gerçekler canınızı yakabilir. Endişelenmeyin, işte şimdi fark ediyorsunuz…

Şubat Hikâyeleri (1) “Hafızın Kızı”

İnançları var, imanları var, inançlarının ve imanlarının bedellerini ödemeye hazırlar. Ama olmuyor, karşılarına fetvalar çıkıyor, “İlim farzdır. İlim öğrenmek için başınızı açmanız caizdir.” fetvaları ulaştırılıyor kendilerine. “Geleceğiniz” diyor aileleri. “Biz sizi bunun için mi okuttuk, bunca masrafı bunun için mi yaptık?” diyerek belki sadece yirmi otuz yıllık bir gelecek hesabına ebedî gelecekleriyle oynuyorlar çocuklarının. “Sizlere ihtiyacımız var, çocuklarımızı siz okutmalısınız.” diyor kimi mücadele adamları.