Çocuk ihmal ve istismarı son dönemde çokça tartıştığımız ve maalesef karşı karşıya kaldığımız durumlardan biri. Dünyada artan siyasi mücadeleler, ekonomik krizler, sağlık sorunları ve hatta doğal afetler bu durumun her geçen gün artmasına zemin hazırlıyor. Gelişen bu duruma karşı yapılan önlem ve müdahale çalışmaları ise hâlâ yeterli seviyede değil ve yakın gelecekte de bu seviyeye ulaşma ihtimali düşük görünüyor. Fakat bu yetersizliğin sebeplerinden biri olan bireysel bilgi eksikliklerimizi giderip farkındalığımızı artırarak durumun önlem veya tespit sürecine katkıda bulunabiliriz. Ayrıca utanç, toplum baskısı, kültür vb. sebeplerden dolayı durumu yetkililere bildirmeme olgusu da yetersizlik sebeplerinden biridir. Bu bağlamda ihbar yükümlülüğümüzü yerine getirerek devletin müdahale sürecini hızlandırabiliriz. Bahsettiğim bireysel etkenlerin az da olsa düşmesi adına, bu konuyu ele alarak bir adım atmaya karar verdim. Durumu bildirmeme olgusu çok daha kapsamlı bir çalışma konusudur. Bu sebeple bireysel bilgi eksikliğini telafi etmek amacıyla konuya dair özet bilgi ve bazı verilere yer verdim.

Çocuk istismarı ve ihmali ilk defa 1962 yılında Henry Kemre tarafından tanımlanmıştır: Çocuk istismarı ve ihmali, anne-babanın veya çocuktan sorumlu kişilerin giriştiği veya yerine getirmediği, ihmal ettiği eylemler sonucunda çocukların kaza dışı hasara uğramasıdır.

İhmal sözlükte; bir şeye gereken önemi göstermeme, önem vermeme, boşlama anlamına gelir. Çocuk ihmali ise; çocuğa bakmakla yükümlü kişinin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi, çocuğu fiziksel ya da duygusal olarak ihmal etmesi olarak tanımlanır.

İstismar sözlükte; birinin iyi niyetini kötüye kullanma ve sömürme anlamına gelir. Çocuk istismarı ise; ‘’WHO (1985): Çocuğun sağlığını, fiziksel gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplumu veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar, çocuk istismarı olarak kabul edilir. Davranışın mutlaka çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması koşul değildir.’’ şeklinde açıklanır. Kısacası ihmal söz konusu ise bir yoksunluk, istismar söz konusu ise bir fazlalık vardır diyebiliriz.

Çocuk istismarı fiziksel, cinsel ve duygusal olarak üç başlık da toplanır. Fiziksel istismar, çocuğun anne- babası ya da bakım vereni tarafından sağlığına zarar verecek şekilde fiziksel hasara uğraması veya bu riski taşımasıdır. En yaygın ve belirlemesi en kolay istismar tipi olarak bilinir.

Cinsel istismar; psikososyal gelişimini tamamlamamış ve yaşı küçük olan bir çocuğun, bir yetişkin tarafından bu amaçta kullanılmasıdır. Sık rastlanan ve genelde yıllarca süren bir durum olsa da vakaların sadece %15’inin bildirildiği saptanmıştır. Yukarıda bahsettiğim utanç, toplum baskısı, kültür vb. sebeplerden ötürü durumu bildirmeme etkeni en çok bu istismar türünde söz konusudur.

Duygusal istismar, ‘’Anne, baba ya da yaşamında önemli diğer yetişkinlerin çocuğun yeteneklerini aşan beklentiler içinde olmaları, ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakarak toplumsal yargılara ve çocuk hakları sözleşmesindeki ilkelere göre saldırgan davranmaları’’ olarak tanımlanır. En sık rastlanan ama en zor tanımlanan istismar türüdür ve tek başına bulunduğu gibi diğer istismar türleri ile birlikte de bulunmaktadır.

İstismara maruz kalan çocuklarda; kırık, yanık, kesik vb. belirtiler fiziksel istismarda çok fazla görülür. Ayrıca tüm istismar türlerinde öfke patlamaları, uykuya dalma güçlüğü, konsantrasyon güçlüğü, olayla ilgili kabuslar ve düşük benlik saygısı gibi bilişsel, duygusal ve davranışsal belirtiler görülür.

Çocuk ihmalini ise duygusal ve fiziksel olarak iki başlıkta ele alırız. Fiziksel ihmal; çocuğun beslenme, yeme, barınma gibi temel ihtiyaçları başta olmak üzere birçok maddi ihtiyacının göz ardı edilmesidir. Bu kısımda ekonomik yetersizlikler içinde büyüyen ve belirttiğimiz birçok imkâna sahip olamayan çocuklar da bu olguda değerlendirilir fakat burada çocuk her ne kadar ihmale uğrasa da ailenin “ihmal eden ebeveyn” olarak değerlendirilmesinde ortak bir yargı yoktur. Bu kısma herhangi bir sebepten ötürü mülteci durumunda değerlendirdiğimiz birçok çocuk ve ailesini örnek gösterebiliriz.

Duygusal ihmal; sevgi, şefkat ve ilgi gibi duygusal birçok yönden çocuğun mahrum bırakılmasıdır. Çocuğun gelişimine uygun olmayan fazla davranış ve tutumları duygusal istismar başlığında, duygusal olarak yok sayılmasını ise ihmal başlığında inceleriz. İhmalin birçok spesifik belirtisinin yanında, ortak davranışsal göstergeleri; sürekli halsizlik, alkol veya madde kullanımı, suç işleme, okulda uzun süre kalma veya devamsızlıktır. Ayrıca ihmal belirtilerinin istismara göre daha şiddetli ve uzun süreli olduğuna dair araştırma sonuçları da vardır. 

Çocuk ihmali ve istismarı konusunda ilk akla gelen, işlenen suçun derecesi ve çocukta ortaya çıkan mağduriyetin büyüklüğünden dolayı çoğunlukla cinsel istismar konusu olsa da TÜİK  (2020) verilerine göre fiziksel istismar oranı 4 kat daha fazladır. Bahsetmiş olduğum TÜİK verileri 2020 yılı Güvenlik Birimlerine Gelen ve Getirilen Çocuk İstatistiklerini kapsamaktadır. Veriler incelendiğinde, çocuk ihmal ve istismarı konu başlığında yer alan birçok kısma dair herhangi bir verinin olmadığı rahatlıkla fark edilir.

Verilerin yetersizliğine, vakaların hepsinin resmi kayıtlara geçmemesinin, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vb. resmi kurumlara ait verilerin yer almamasının ve uygulanan adli kısıtlamaların sebep olduğu söylenebilir. Çocuğun İhmal ve İstismarında TÜİK ve diğer birçok istatistik birimine ait verilerin arasında çoğunlukla yer alamayan olgu ise ihmaldir. Veriler içerisinde en büyük kısmı kaplaması muhtemel olan ihmal olgusu saptanması ve resmi kayıtlara geçmesi daha zor olduğu için verilerde yer almaz.

Çocuk ihmalinin yaygınlığını bu konuyu ele alan Kefernahum filminde dahi görüyoruz. Filmde yukarıda ele aldığımız ihmal ve istismar olgularının hepsinin örneğini bulabiliriz. Mülteci bir çocuğun yaşam mücadelesini anlatan filmin başrol oyuncusu da Suriye savaşından kaçan mülteci çocuklardan biri. Film, başrol oyuncusunun çok gerçekçi oynadığına dair birçok övgü almış, bununla beraber oyuncunun başından geçmiş olması muhtemel olayları canlandırarak travmatize olma ihtimalinden dolayı da çokça eleştirilmiştir. Filmde rol alan tüm çocuk oyunculara psikolojik destek verildiği belirtilmiştir. Fakat bu desteklerin riski sıfıra indirdiği ya da oluşan zararı telafi ettiğine dair kesin bir yargıya varamayız. Durumun ciddiyetini, böylesi bir yapımda dahi çocuğun ihmalinin söz konusu olmasından anlayabiliriz. Günlük yaşantımızda bu konuya biraz dikkat etsek maalesef bunun gibi birçok örneği görebiliriz. Konuya dair bireysel adım atmak istiyorsak öncelikle doğru bilgilere ulaşmalı, adli bir durumun söz konusu olduğunu fark ettiğimizde bildirmekten çekinmemeli ve bunun ihbar yükümlülüğü kapsamında değerlendirildiğini unutmamalıyız.

TÜİK Verileri:

Suç mağduru çocukların mağduriyet nedenleri dağılımı (%), 2020

(Ayrıntılı TÜİK verileri için: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2020-37200)

Konu hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıda verilen makaleler incelenebilir.

Yıldırım Sarı Hatice,  Ardahan Esra, Özgüven Öztornacı Beste (2016), Çocuk İhmal ve İstismarına ilişkin son 10 yılda yapılan sistematik derlemeler, TAF Preventive Medicine Bulletin Cilt:15 Sayı:6

Koca, Mahmut (2012), Çocuk İstismarında İhbar Yükümlülüğü, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 3 Sayı:1

Kaynakça:

Polat, O. (2007) Çocuk İstismarı 1: Tanımlar.

MERYEM FAZİLET İNCE

Hayallerimin çoğunu çocuklar için kurdum ve ilk adım olarak psikolojiye yöneldim. Birinci adımın çok uzun olduğunu biraz geç fark ettim. Hâlâ bu aşama da yol almaya çalışıyorum.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir