Gerçek dertli, derman avcısı cevelan. Derdinde var olmayı, derdine yol olmayı becerir. Derdi kıymetlidir. Yorulur, yoruldukça dermanın kıymetini daha iyi anlar. Ferhat olur dağları deler, mülteci olur denizleri aşar, şehit olur candan geçer.

Dert: Üzüntü, hastalık, sorun, kaygı. Dertlilik: Bir nevi rahat olamama hâli, kalbî ve zihnî bir kaos.

Ben dert diyorum.  Başlıyor bir curcuna; ama ilacı vardır, çıkarı bulunur, çaresine bakılır, takat yetirilir diyorlar. Anlıyorum; derman, dert içindir. Dert, dermana koşturur.

Gece diyorum, korkuyorum; karanlık kutu, cazibeli giz. Sabah diyorlar; yakındır, emindir, güneş vardır beklenen, geleceği umuttur. Anlıyorum; gece, gündüz içindir. Gece hayat bulan neşve, gün ışığıyla serpilip büyütülür.

Ölüm diyorum; kaçınılmaz gelecek, yakın başlangıç. Hayat diyorlar; geri getirilemeyen uzak, bir gün kelebeği, titrek kandil. Anlıyorum.

Anlıyorum, zira zihnim kutupları birbirine ekleyerek sentezini kavrıyor. Bağımsız değişkenlerden öte karşıt değişkenler sarmalıyor zihnimi. Karşıtlıklar birbirine ekleniyor; birinin değerini, diğerinin yokluk fikriyatı ve hâli tamamlıyor. Anlamını buluyor.

Bir anlam atfedilenler, değer verilen ve üzerine mücadele kurulan bir orijin hâlini alıyor. Hak etsin veya etmesin, insan “şey”lere farklı değerler atfeder ve ona ulaşabilmek veya ulaştığını koruyabilmek için dertlenir. Bu sebeple dertsiz dünya hâli, insandan “hâlî”dir.

Dertli vardır; yok olur.

Derdiyle darlanır, gerçek dertli, müzmin fırtına yaprağı. Savrulmamak için bir dal hayali kurmaz. Acizliğini, ümitsizliğine sarmalayarak miskince uyutur. Bir ninni mırıldanır boyuna; o yorulmuştur hayat, gitme üstüne. Tek bir adım atmamış, tek bir kapı çalmamış ama yorulmuştur. Yaşam ona zaten birkaç beden büyük gelmektedir, doğrusu yaşamı da bir türlü anlayamamıştır. Her gün yenilediği anlamsız çırpınma da niyedir? Yaşanmaya değer olan nedir? Canlı bir ölü gibi yaşamanın bir adım ötesine gidebilirse ölü gibi ölü olmayı becerebilir.

Dertli vardır; söylenir.

Baloncu dertli. Şişirip şişirip satar.

Dert olamamış “cikcik”leri vardır. Bir gürültü koparır, çarşaf çarşaf balkona serer. Bir kulak verin ey ahali, ne içli köftedir! Gizli bir gururu ve övgüsü de vardır derdine. Dert verilmemesinin değerini, dert edinmemesinin boşluğuna gömer, saksı saksı amaçsızlık yetiştirir.

Dertli vardır; “ey”letir.

Gerçek dertli, derman avcısı cevelan. Derdinde var olmayı, derdine yol olmayı becerir. Derdi kıymetlidir. Yorulur, yoruldukça dermanın kıymetini daha iyi anlar. Ferhat olur dağları deler, mülteci olur denizleri aşar, şehit olur candan geçer.

Ya şu dertleri evlat edinenler, dertsiz başlarına dert alanlar, diyorum. Gülümsüyorlar; zıt kutupları doğru sentez edenler, hakikatleri keşfedenler, “ben” dünyasından çıkıp evrene adım atanlar, anlam bulmuş dünyalarında amaç uğruna yaşayanlardır onlar, diyorlar.

Hümeyra Ünaldı

1994 yılında Konya'da dünyaya geldi. 2012'de Konya Merkez Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nden mezun oldu. 2016 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde lisans eğitimini tamamladı. 2019 yılında "Tahrim Suresi Bağlamında Ehl-i Sünnet ve Şia Tefsir Ekollerinin Karşılaştırılması" konulu tezi ile yüksek lisansını tamamladı. 2019 yılından itibaren yurtdışında yaşamakta, farklı coğrafyaları tefekkür ederken kızının eğitimi ile meşgul olmaktadır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.