Hepimiz insan kavramının şemsiyesi altına sığındık. Fakat insanın en önemli meselesinin ne olduğu, gerçek anlamda o insanın ne olduğunun da en önemli alametidir.

“Sahi en önemli meselen nedir?”

Bu can alıcı/can verici soruyu kendimize sormaya ve cevap vermeye pek cesaret edemeyiz çoğu zaman. Ya da kendimizi kandıracak cevaplara meylederiz. Hayatımızın akışıyla örtüşmeyen, hâllerimiz ile uyumlu olmayan cevaplarımız yok hükmündedir. Zaten birçok insanın kendine bu soruyu sormak gibi bi’meselesi de yoktur. Meselenin olmadığı yerde cevap arayışına da gerek yoktur.

Dert sahibi olmamak için “sualleri mesele edinmek”ten (Adem Ceylan’ın yazısından – https://www.bimesele.com/bir-suali-mesele-edinmek/ ) kaçanlar konforizm hastalığına yakalanırlar. Sonra bu illet, iliklere kadar işler; hem kelimenin dilimizde yanlış anlamda kullanılan rahata, lükse, tembelliğe meyletmek yönüyle hem de Fransızca aslına uygun (conformiste) anlamda itaat etmek, boyun eğmek, ortama uyum sağlamak yönüyle.

Eğer yaşadığımız dönemin ve coğrafyanın hakkını veremeden bir ömür tüketirsek tarih bizi de konformistler arasına yazacak. Acınası hâllerimizin hikâyesini yazmak, fotoğrafını çekmek, filmini yapmak için aramızdan Bernardo Bertolucci’ler (Conformist filminin yönetmeni) çıkacak belki de.

Ortama uyum sağlamış, uyuşmuş, melekeleri felç olmuş, yelkenleri suya indirmiş, kendini akıntıya bırakmış olduğumuz anlarda “Neyin var?” sorusunu yöneltebilmeliyiz vicdanlarımıza cesaretle.

“Neyin var?” sorusuna bi’ meselem var diyebilmek;

Benim de bir sorum var,

Bir sorunum var,

Bir problemim var,

Bir derdim var

Bir davam var,

Bir teoremim var,

Bir kuramım var,

Bir isteğim/dileğim var, demektir.

Bi’ mesele sahibi olmak, arayış içinde olmaktır aynı zamanda. Samimi arayışlar, Allah’ın izniyle cevap bulur. Hira’ya çıkmak bir arayıştır, vahiy onun cevabıdır.

İlk inen ayetlerden itibaren Kur’an, “Neyi/nasıl okuyayım?” sorusuna bir cevaptır.

Fatiha suresinde dile getirilen doğru yol/hidayet dileği, komşu sure Bakara’da “İşte bu kitap…” diyerek karşılık bulur.

Gece ve gündüz en büyük meselesi Rabb’inin rızası olan Peygamber’e Allah, gecenin son vaktine (Seca) ve gündüzün ilk vaktine (Duha) yemin ederek buyurdu ki: “Rabbin seni terk etmedi, darılmadı da.”

“Ya Allah beni terk ettiyse? Beni terk ediverirse? Ya bana darıldıysa?” endişesini en önemli mesele hâline getiren kuluna Allah’ın müjdeleri var:

“Senin geleceğin geçmişinden daha hayırlı olacak.

Allah sana razı olacağın kadar verecek.

O, seni yetim bulup barındırmadı mı?

Seni şaşırmış hâlde bulup hidayete erdirmedi mi?

Seni yoksul bulup  zenginleştirmedi mi?…”

“Daralan gönlüne İnşirah vermedik mi?

Belini büken yüklerini kaldırmadık mı?

Senin şanını yükseltmedik mi?

Gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

O hâlde boş kaldın mı başka bir işe yönel.

Fakat her işinde sadece Rabb’ine yönel/O’na rağbet et.”

Asıl meselen Allah olsun.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir