Bazen, gözlerimi kapatıp derin bir karanlıkla birlikte, koyu bir sessizliğin içine girebilmeyi isterim. Hayatın pek çok anında; kalabalık bir caddede karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, gece yatıp da bitmek bilmeyen araba seslerini dinlerken, bir an için gürültüden tamamen uzak bir hayatın hayalini kurarım. Ormanın içinde kuş seslerini dinlediğim ya da deniz kıyısında yalnızca suyun sesinin duyulduğu mekânlar arzularım içten içe.

Bu hayaller sadece bana has değil, biliyorum. Bir balıkçı kasabasında, küçük bir kulübede emeklilik hayatı yaşamak, vazgeçilmez hayallerin başında geliyordur belki de. Ancak, gürültüden rahatsız olup kaçmak istediğimiz kadar yaşadığımızı, yalnız olmadığımızı hissedeceğimiz seslere ihtiyaç duyarız. Bir bakıma oksijen gibi, kendimiz dışında seslerin varlığı bizi hayatta tutar. Çünkü tam anlamıyla bir sessizlik, en yoğun gürültüden bile daha sağır edici olabilir.

HATİCE KÜBRA KISA

2020’nin son demlerinde çeyrek asrını tamamlamış, beş yıllık lisans eğitimiyle yetinmeyip yüksek lisans eğitimine devam eden, dünya hayatı boyunca öğrenciliğin nimetlerinden faydalanmak arzusunda olan bir fani. Bununla birlikte dört duvar arasına sığamayan bir hayalperest. Dünya üzerindeki farklı şehirlerde hikayesini arayan bir yabancı olmak yolunda vizörünün ve kaleminin tetiğini çekmiş hazırda bekleyen bir silahşör de diyebiliriz. Kısaca anlam dünyasında kendine yer bulmaya çalışan bir şaşkın.
Arkadaşlarıyla sohbet etmeyi, yokuş aşağı bisiklet sürmeyi ve ince ince çiseleyen yağmur altında yürüyüş yapmayı sever.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir