Son zamanlarda özellikle muhafazakâr camia diye nitelendirilen kesimde evlilikle alakalı birtakım serzenişler duyuyoruz. Konuyla alakalı atılan tweetler dikkatimi çektiği için bu yazıyı kaleme alma isteği duydum. Mesele, dindar genç hanımların evliliği neden erteledikleri yahut evlilikle alakalı niçin bu kadar baskıya maruz kaldıkları meselesidir.

İnanan herkeste, evliliğin bir nasip meselesi olduğu görüşü vardır. Öyleyse yirmili yaşlarda gençler neden “birini bulamadıkları” gerekçesiyle suçlu ilan ediliyorlar? Yine aynı gerekçe ile ayıplanmaları kuvvetle muhtemelken…

Toplumumuzda evliliğin kutsanması, kadın erkek rollerinin değişmeye başlaması ile çok şiddetli bir hâl aldı. Aynı zamanda bu tavır, gençlerin ön yargılarının da artmasına yol açtı. Hâlihazırda evlilik, büyüklerimizde işittiğimiz kadarıyla “Evlenince görürsün dünya kaç bucakmış.” sözüyle tanımlanan bir kurumdu.

Evlilik çağına gelmiş bir genç kadın gözüyle duruma bir bakalım. Annesinden ekonomik özgürlük baskısı ile büyümüş, modern okullarda aldığı eğitim ile kadın erkek eşitliği şiddetli bir şekilde aktarılmış, arkadaş ortamında ataerkil sistemin dayatmalarını konuşmuş bir kadın; ne hikmetse o yaşa geldiği zaman “Eee evlilik ne zaman?” sorusu ile sık sık karşılaşır olmuş. Bu durum hem büyük bir ikileme sebep olur hem de çok ciddi bir psikolojik baskı oluşturur. Bu yazı  “Şu kadınları bir rahat bırakın.” argümanından oluşmuyor, aksine realite ile düşünce dünyası arasındaki farkın, en güçlü kurumu bile nasıl gülünç duruma getirdiğinden bahsediyor. 

Konu evlilik olduğu zaman aklımıza neden ilk anda iş bölümü geliyor? Devamlı olarak evlilikle ilgili negatif yükleniyoruz. Ailelerimizden gördüğümüz evlilik modeli artık yaşadığımız dönemde işlevini yitirmiş gibi görünüyor ve evlilikleri eşitlik düşüncesi üzerine kurguluyoruz. Bu durum da “Erkek milletine zaten güven olmaz. Evin bütün işleri sana bakacak. Bir de çalışacaksın.” sözleri ile beslenince, evlenecek kadınlarda yeni ön yargılar oluşuyor. Oysa evliliği bir “ortaklık” olarak algılamak yerine bir “birliktelik” olarak algılasak, sevgi ve muhabbet üzerine bir yuva kurmaya odaklansak bu korkuların ne kadar anlamsız olduğunu biraz olsun anlayabiliriz.

Bir kadın o ayki elektrik faturasını bilmezken, eşine yemek yapmakta yardım etmediği için kızarsa burada nasıl bir müştereklik arayabiliriz? Eğer devamlı olarak ince hesap yaparsak güzel detayları kaybederiz. Eşinden gelen “ellerine sağlık” kelamının inceliğini fark etmemeye başlarız. Her evlilik özeldir ve kendi dinamiklerini içinde barındırır. Bir kadını sürekli yemekleri kendi başına yaptığı için yargılamayacağımız gibi bir erkeği de eşine yemek yaparken yardım ettiğinden dolayı alkışlamamalıyız. Bütün ön yargılar, evliliğin bir standardı olduğu düşüncesinden çıkıyor. Büyüklerimizle aynı hayatı yaşamıyoruz. Yahut bizim evliliğimiz yaşıtlarımızın evliliği ile benzer olacak diye bir kaide de yok.

Sosyal medyada akşam evine çiçekle gelen eşleri görüp aynı beklentiye girmek, birlikteliği sarsan bir unsur olabilir. Çünkü bizim eşimiz belki de cebindeki son parayla evine ekmek getirmiş biridir.

Yeni evlenecek, evlilik çağına gelmiş yahut evli olan arkadaşlarıma bir dost tavsiyesi olarak bu yazıyı bırakıyorum. Hepimiz başka hikâyeler yazıyoruz. İnsanların baskılarına takılmayın çünkü daima söyleyecek ve eleştirecek bir şeyleri var. “Ben nasıl bir evlilik istiyorum?” ya da  “Gerçekten evlenmek istiyor muyum?” sorusunu kendinize sormanızı, sevgi ve muhabbete odaklanmanızı tavsiye ederim. Hayatın inceliklerle örülü bir ağ olduğunu görebildiğimiz zaman gerçekten mutlu olacağız, masa başında ataerkil sistemin dayatmalarını tartışarak değil.

Sevgiyle kalın.

REYHAN ATABEY

“Hey koca dünya, nasıl avucumuzdasın.” dizesindeki “nasıl”ı soru kabul etmiş, kendini ve dünyayı anlamaya niyetlenmiş, neredeyse sosyolog. Anlamın sözle inşa edildiğini düşündüğünden edebiyatı, şiiri ve müziği sever. Arkadaşları arasında ‘gönül işleri bakanı’ olarak bilinir. Sevdikleri ve sosyolojiye dair durmadan öğrenme arzusu, tutunacak dalıdır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir