Zaman zaman hepimizin yalnız hissettiği veya yalnız kalmak istediği anlar olur. Bu süre kimilerinde birkaç günken kimilerinde bir ya da birkaç haftayı geçebilir. Normal olarak adlandırılabilecek bu ihtiyaç, bazı insanlar için zorunluluk ve hatta içinden çıkılamayan bir hayat tarzına dönüşebilir. Ömürlerinin neredeyse tamamını odalarında izole olarak geçiren insanlardan bahsediyorum. Hikikomorilerden. Bu yazımızda asıl merkezi Japonya olan ve daha sonra tüm dünyayı saran bir tehlike hâline gelen hikikomori sendromundan bahsedeceğiz.

Hikikomori,  japonca iki kelimenin birleşiminden oluşur. Hiki (hiku) geri çekilme, komori (komoru) ise içine dönme anlamına gelmektedir. Japon Psikiyatr Saito Tamaki’nin 1980’lerde kavramsallaştırmış olduğu bu terim, Japonya’da 15-40 yaş aralığında, en az 6 ay boyunca evinden çıkmayan, sosyal ortamlardan tamamen izole bir hayat süren internet bağımlısı bireylere verilen bir isimdir. Erkek nüfusun ağırlıkta olduğu bu sendrom, sosyo-ekonomik durumu yüksek olan ailelerde daha sık görülmekte. Depresif, psikotik, obsesif kompulsif ve sosyal anksiyete gibi bozukluklarda da görülebilen sosyal geri çekilme, Hikikomori sendromunda çok daha şiddetli. Araştırmacıların bir kısmı, örtüşen semptomların olmasını sebep göstererek, sendromun diğer psikiyatrik bozuklukların alt tipi olarak yerini almasını savunurken bir kısmı da tamamen yeni bir bozukluk olarak adlandırılması gerektiği görüşünde.

Japonya’da sağlık bakanlığının 2003 yılında yaptığı çalışmada, Hikikomori sendromunun semptomları: Bireyin en az 6 ay evden çıkmaması, sosyal aktivitelerde bulunmaması/bulunamaması, herhangi bir psikotik bozukluk ve mental retardasyona sahip olmaması şeklinde belirlenmiştir. Bazen 10 bazense 20 yıl apartman dairelerinden/odalarından çıkmayan bu bireyler Japonya’da yaklaşık 1 milyon nüfusluk bir alanı kaplarken sendromun etkisi sınırlarını aşarak tüm dünyayı etkisi altına almaya devam ediyor. Hikikomori sendromuna sahip bireylere izolasyonlarının sebebi sorulduğunda kimi Japon kültürüne uyum sağlayamadığını, kimi okulda yaşadığı zorbalığı kimi ise OKB veya anksiyete problemlerini sebep olarak gösteriyor. Peki nedir bu insanları yıllar boyunca birkaç metrekarelik alana hapsedebilecek asıl sebep? 

Bu konuda ortaya atılmış birçok teori bulunuyor. Sendromun Japonya’da ortaya çıkması kültürel bileşenlere bakışları yoğunlaştırıyor. “Amae” fenomeni bunlardan biri. Geleneksel Japon kültüründe bağımlı davranışı temsil eden bu kavram, bireyin ne yaparsa yapsın ailesi tarafından kabul görüp affedileceğine olan inancını temsil ediyor. Çocuklukta pekiştirilmiş affedileceğine olan bu kesin inancın, bireyin yetişkinlikte sorumluluklarından kaçma davranışı göstermesine sebep olduğu düşünülüyor. Daha çok yüksek gelirli ailelerin çocuklarında görülen bu sendrom, Japon ailelerinin çok çalışmasıyla sağladıkları konforun çocuklarda çalışma istek ve motivasyonu düşürdüğü de savunulan görüşler arasında. Savunulan bir diğer görüş ise Hikikomori sendromunun herhangi bir patolojinin sonucu veya başlangıcına bir işaret olabileceği. Yapılan araştırmalarda 16-35 yaş arası sosyal izolasyon başlangıcı gösteren bireylerin 30 yaşına kadar en az 6 ay süreyle %8’inin şizofreni, %26’sının anksiyete bozuklukları, %82inin depresyon, %23’ünün de kişilik bozukluklarna sahip oldukları görülmüştür. 20 yılı aşkın süre boyunca hayati ihtiyaçları dışında evinden çıkmayan OKB’li bir bireyin, izolasyon sürecine OKB semptomlarının ağırlaşmasıyla girdiğini savunması da bu teoriyi destekler nitelikte.

Bir diğer teori ve önemli nokta ise belkide hepimizin muzdarip olduğu, yakındığı bir konu. Modern kültürün insana dayattığı hız ve haz çarkının insan ömrünü öğütürcesine döndüğü bir gerçek. Her güne yeni bir teknolojiyle uyanırken insan bedeninin maddi manevi kaldıramayacağı bir tempoyla hedeflere doğru yarış atları misali koşuyoruz/koşturuluyoruz. İnsan olma hudutlarını aşan bu istek ve efor bizi fiziksel sağlığımızdan ederken psikolojik sağlığımızı da beraberinde götürüyor. Atalarımız dediği gibi sağlam kafa sağlam vücutta bulunuyor. Doğadan uzak, besiniyle oynanmış ve durmadan çalışması, çarka diş olması istenen insan varoluş amacını kaybederek yerine yenilerini koyuyor. Yürürken gökyüzüne bakmaya, çiçekleri koklamaya, doğayı uzun uzadıya oturup tefekkür etmeye vaktin olmadığı bu çağda ruh, dinginleşeceği, tazeleneceği alanı bulamıyor. Soğuk demirden kafeslerde yitiriyor sıcaklığını. Durum böyleyken ne tadı tuzu kalıyor insanın ne de kalkmaya mecali. Konuya bu açıdan bakınca insanın kendini sisteme başkaldırırcasına çekmesi, maratonda koşmaktan yorulması, ilişkilerin derinliğini kaybetmesiyle yalnızlığa kendini mahkum etmesi çok da haksız gelmiyor kulağa. Evet yazdıklarım her ne kadar içsel sorgulamalarımı barındırsa da Hikikomori sendromuna sahip bireylerin modern kültürün dayatmalarına karşı bir isyan/başkaldırı içerisinde oldukları da savunulan teoriler arasında. Japon kültürünün dayattığı sıkı çalışma tarzı, aile beklentileri, rekabet ve gelecek kaygısı bireyin anksiyete düzeyini arttırırken çözüm kendini tamamen sistemden çekerek izole etmek oluyor. Çerçeveye bir bütün olarak bakıldığında hikikomori sendromunu modern çağ hastalıklarından biri olarak adlandırmada bir sıkıntı görmüyorum. Ruhunu kaybetmeye yüz tutmuş çağda kaleyi korumaya çabalıyor insan. Özgürlüğünü arıyor, dört duvar arasında.

Bibliography

Amor, A. M., Martin-Lopez, L. M., Corcoles, D., Gonzalez, A., Bellsola, M., Teo, A. R., Bulbena, A., Perez, V., & Berge, D. (2020, March 02). Family Features of Social Withdrawal Syndrom (Hikikomori). www.frontiersin.org. Retrieved 08 20, 2021, from https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyt.2020.00138/full

Demir, S. T. (2017, 05 20). Hikikomori: Toplumsal Gerçeklikten Dijital Yönelimlere Modern Kültürün Kaçış ve İzolasyon Sorunsalı. https://dergipark.org.tr. Retrieved 08 22, 2021, from https://dergipark.org.tr/tr/pub/ajit-e/issue/54427/740846

Ferrara, P., Franceschini, G., Corsello, G., Mestrovic, J., Giardino, I., Sacco, M., Vural, M., Mantovani, M. P., & Pop, T. L. (2020, October). The Hikikomori Phenomenon of Social Withdrawal: An Emerging Condition Involving Youth’s Mental Health and Social Participation. www.researchgate.com. Retrieved 08 16, 2021, from https://www.researchgate.net/publication/342661014_The_Hikikomori_Phenomenon_of_Social_Withdrawal_An_Emerging_Condition_Involving_Youth’s_Mental_Health_and_Social_Participation

Pozza, A., Coluccia, A., Kato, T., & Gaetani, M. (2019). The ‘Hikikomori’ syndrome: worldwide prevalence and co-occurung major psychiatric disorder: a systematic review and meta-analysis protocol. www.bmjopen.bmj.com. Retrieved 08 15, 2021, from https://bmjopen.bmj.com/content/9/9/e025213

SAFİYEGÜL DÖKMEZ

Kaybolmuş, evini bulmaya çalışan bir çocuk misali arıyorum kendimi. Tanıdık sokaklar gördükçe güven sarar içimi, benzettiğimi farkedince buz kestiren endişe kaplar bedenimi. Bir dost görmektir ihtiyacım bir sıcak gülümsemedir muradım. İçten, tatlı ve doğalından. Budur beni evime götürecek olan.
Güneşin sıcaklığında, yağmurun ıslaklığında, ağaçların kokusunda, toprağın dokusunda bulurum kendimi. Buldukça sorar, sordukça ararım. Belki bugün kendime biraz daha yaklaşırım.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir