Rüyalarıma gömmüşüm seni, orada hâlâ dirisin

Sisli masalların berrak sularında yüzer gibisin

Gelincikler konuşur seninle, zarif ellerinde okşanır

Hayattan yorgun atlar, şefkatinde soluklanır.

Sen ah lavanta hanım! Sen nasıl bir bahardın?

Kuruyan toprağıma gürlemeden yağardın

Fırtınaları içinde bir melteme çevirir

Kararan göğün çatlasa da yağmurlara kanardın

Biz ise senden hep cıvıltılı nameler işittik

Yeşile, cemreden evvel gözlerinle müjdelendik

Senin doğumun, üzerinde kalıcı bir kimlikti

Yıllar geçiyor ve geçmiyor gülüşüne kavuşmak hayali

Ey benim kışa söz veren bahardan kalma günüm

Ne şenlikmiş seni şu telaştan kurtaran ölüm!

ESRA BUĞA

Kod yazmaktan evvel yazı yazmaya, makinelerle uğraşmaktan çok eşref-i mahlukatla muhatap olmaya hevesli bir mühendis.

Hayatını imana şahit kılmak için yaşama, yaşadıkça da sadrından taşan kelâmları yazma çabasında.

Şimdilerde yeni bir heyecanın kucağında, heyecan da onun kucağında kımıldanıyor. Zeyneb'in annesi olmakla nimetlendirilmiş, nasıl şükredeceğini şaşırmış aciz bir kul.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.