Zaman bir ışık, nereden yansıdığını bilmediğim

Yükselir güneşsiz bir ay gibi üzerimde

Hüzün, pınarlardan içip sofralardan yediğim

Sakin bir nabız gibi atar yüreğimde

Şuur bir ağaç, dallarından kendimi topladığım

Derin bir orman, içinde kaybolunca bulunan

Mana, her geçişimde daha da susadığım

Kumdan denizlere açılan terk edilmiş bir liman

Sükût bir deniz, dalgalarla cümleleri boğduğum

Keskin kelimeleri dövdüğüm medcezirlerle

Yalnızlık, her batan günde yamacında doğduğum

Her gece zirvesinde can verdiğim kederle

Hayat bir ayna, çerçevesinden dünyayı izlediğim

Bir yanılgı, içinden bakınca gözlerimi kuşatan

Ölüm, dertlerimi eritip umutla perçinlediğim

Kavuşmak istedikçe hep cenneti yaşatan

MUZAFFER FIRAT

Biraz yazar biraz çizer. Kendini, Akif'in “Bana sor sevgili kâri” şiiri ile tanıtabilecek mertebeye ulaşmayı, şehirden uzakta bir gökyüzünün yıldızlarına dokunmakla bir görür. Yazmak ve çizmek, bir dostuyla oturup sükût içinde, batan bir güneşi seyretmek gibidir onun için.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.