İntihar, bireysel olarak ölmeye teşebbüs etmektir. Toplumda bazen güçsüzlükle ve hayatla başa çıkamamakla, bazen de başarısızlıkla eşleştirilir. Fakat intiharın tek sonucu kişinin ölümünden ibaret değildir. Vefat eden kişin ailesi, yakınları, bazen de toplum, olan biteni anlamlandırmak zorundadır. Bu yönüyle intihar, bireysel bir girişim olmaktan çıkarak toplumsal bir olgu olarak karşımıza çıkar.

İntihar, hemen hemen her toplumda kendine has formlarda ortaya çıkmıştır (Sümer, 2014).  Çok eski tarihlerden beri var olan bu kavram, toplumdaki bazı anlayışlar (gelenekler, din, kültür) ve felsefi bakış açılarıyla ele alınmıştır.  Örneğin, ilk Hristiyanlıkta gönüllü ölüm kararı, bir insanın inancının göstergesi olarak ve Hz. İsa’yı takip ederek yapması, Tanrı’ya bağlılığın bir kanıtı olarak görülmüş ve insan iradesine bırakılmıştır (Şen, 2008). Yine bazı ilkel toplumlarda da intihar, onurlu bir davranış olarak görülmüştür (Sümer, 2014). Öyle ki arkaik toplumlarda, hastalık ve yaşlılık içinde ölümü beklemek, pek çok topluluk için onursuzluk sayılmakta ve intihar etmeyenlere çeşitli cezalar uygulanmaktaydı. (Şen, 2008).

19. yüzyılda pozitivizmin gelişiyle beraber intihar, anlamlandırılması gereken bir olgudan ziyade bilim tarafından “açıklanması gereken” bir olguya dönüşmüştür. “Psikoloji, intiharı bireyin normal dışı davranışı olarak bir hastalık durumu; sosyoloji ise toplumun içinde bulunduğu durumun yarattığı bir anomi olarak nitelemiştir.” (Şen, 2008; 54). Psikolojide ilk defa Freud ile sosyolojide ise ilk defa Durkheim ile intiharı açıklama girişimleri başlamıştır.

Durkheim’a göre intihar: Aşırı bireycilikten kaynaklandığında bencil intihar, aşırı bütünleşmenin olduğu toplumlarda bireyler topluma bağımlı; vicdani sorumluluklar veya vatani görevler nedeniyle gönüllü ölümler gerçekleştiğinde elcil intihar, insanların toplumsal yaşantısında ani değişiklikler yaşandığında gerçekleşen intiharlara kuralsızlık intiharları demiş ve insanların refah dönemlerinde sınırlayıcı bir güç yokken, tutkularını kontrol etmekte güçlük çektiklerine değinmiştir (Köse ve Aslan, 2019).

Freud’a göre, ölüm ve yaşam içgüdüsü, birbirleriyle savaşan iki temel kuvvettir. Ölüm içgüdüsü saldırganlık ve yıkıcı eğilimleri beraberinde getirir. Bu güdü, yaşam güdüsüyle engellenmektedir.Kişinin, sevdiği nesneyi kaybettiğinde bir yas süreci yaşaması gerekir. Kişi, kayıp nedeniyle öfkesini dışardaki bir nesneye aktarmazsa onu içine alır. Bu saldırganlık kişinin kendisine döner, kişi kendine zarar verebilir veya intihar edebilir.

Bugünkü çalışmalara bakıldığında, hem intihar nedenlerine hem de intihara teşebbüs nedenlerine dair cinsiyet, medeni durum, ekonomik-sosyal statü, ebeveyn olmak gibi pek çok faktör ele alınmaktadır. Pozitivizmin bizi getirdiği bu noktada, insan yaşamı doğumdan ölüme kadar ele alınmaya ve anlamlandırmaktan ziyade açıklanmaya çalışılmıştır.

İntihar, doğası gereği hassas bir konu olsa da ona olan bakış açımız, onu konuşulabilir ve düşünülebilir kılmıştır. Bu çalışmalara dayanarak belirli gruplarda intihar önleme çalışmaları yapılabilir, toplum içinde farklı bir bakış açısı üretilebilir. Bazen anlamak yerine hızlıca anlamlandırmaya çalışmak, onu daha fazla düşünmemek ve bir avuntu bulmak içindir. Oysa, bazen olaylarda derinliğe, hıza kapılmadan biraz geriye çekilerek izlemek, bize büyük resmi gösterecektir, öngörümüzü arttıracaktır.

Kaynakça:

Ayşe, K. Ö. S. E.& Arslan, F. (2019). Sosyolojik Bir Olgu Olarak İntihar. Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 43(1), 1-20.

Sümer, N. (2014). Antik ve İlkel Toplumlarda İntihar Olgusu. Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1(1), 83-116.

Şen, N. (2008). Toplumsal Anlam Dünyası ve İntiharın Toplumsal Algısı: Bursa Örneği (Master’sthesis, Uludağ Üniversitesi).

CEYDA ÖZKAN

Benim için önce düşünmek gelir. Oldukça dağınık bir zihnim vardır. Eğer düşünmek istediğim şeyler söz konusuysa fiziksel dünyayı sıfırlayabilirim. Bu yüzden kaybettiğim anahtarların, sınavlarda cevaplamayı unuttuğum soruların haddi hesabı yoktur. Anlamlı bulduğum şeylerin peşinden giderken de bir o kadar kararlı hatta inatçı olabilirim.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir