Keşfedilmeyi Bekleyen Yeni Bir Alan: Xenotransplantasyon

Dünyada yaklaşık bir milyon insan, doku veya organ nakli bekliyor. Peki, bu kadar bağışçı bulabilmek mümkün mü? Diyelim ki bu kadar bağışçıyı bulduk, organ reddi olmadan bu nakiller gerçekleştirilebilir mi?

 …

Geçtiğimiz günlerde bu sorularımıza umut ışığı olabilecek bir çalışma gerçekleştirildi. ABD’de yer alan Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesinde 57 yaşındaki bir kalp hastasına genetiği değiştirilmiş bir domuz kalbi nakledildi. Doktorlar 7 saat süren ameliyattan 3 gün sonra hastanın iyi durumda olduğunu açıkladı. 57 yaşındaki David Bennet’in kalbinin hâlâ atıyor olması, bu ameliyatı diğerlerinden ayıran en büyük fark diyebiliriz. Peki, bu ameliyat 7 saatte gerçekleştirilebilecek kadar kolay mıydı? İsterseniz bu işin arka planına biraz göz atalım.

Aslında organ nakillerinde hayvan hücrelerinin veya dokularının kullanımı çok da yeni sayılmaz. Hatta bu zamana kadar domuzlardan alınan kalp kapakçıklarıyla da birçok ameliyat gerçekleştirilmiştir. Araştırmacıları, hayvan organlarını kullanmaya iten en büyük sebep ise organ bağışlarının yetersizliği ve tedavilerin ekonomik boyutuydu. Bu yüzden araştırmacılar xenotransplantasyonla (hayvandan insana doku ve organ nakli) ilgili uzun süredir çalışmalar yapmaktadır.

Burada hepinizin aklına şu iki sorunun geldiğini tahmin edebiliyorum: 

  1. Neden domuz kalbi?
  2. İnsandan insana nakillerde bile organ reddiyle karşılaşıyorken hayvandan insana nakillerde bunu engellemek mümkün mü?

Genetik anlamda insana en yakın tür maymunlar olmasına rağmen maymunların taşıdığı yüksek enfeksiyon riski nedeniyle xenotransplantasyonda kullanımları 1990 yılından itibaren yasaklanmıştır.

Bu tür çalışmalarda diğer hayvanlar yerine domuzların seçilmesinin birkaç sebebi var:

-Domuzlar anatomi ve vücut fonksiyonları açısından insanlara çok benzerler.

-Hücreleri genetik modifikasyon için uygundur.

-Kolay üretilebilirler.

İkinci sorunun cevabına gelecek olursak, zaten bu alandaki ilk denemeler insan bağışıklık sisteminin reddinden dolayı başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bilim insanları bir sonraki adım olarak kullanılacak hayvan organının mümkün olduğunca insana benzetilmesi için bazı çalışmalar yapmışlar. Bu çalışmalardan biri, insana ait genlerin domuza aktarılmasıyla üretilen transgenik domuzlardır. Diğer bir çalışma ise nakledilecek organı yabancı olarak algılatacak domuz genlerinin inaktive edilmesidir (knock-out). Bunun dışında insandan insana ya da hayvandan insana organ reddini engellemek için bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler de yapılmaktadır. Fakat bu tedaviler bağışıklık sistemini zayıflattığı için enfeksiyon riskini de artırmaktadır. Oluşabilecek enfeksiyonlar farklı bir hastalığa ya da var olan bir hastalığın yeni bir formunun oluşmasına yol açabileceği için hayvandan insana organ nakilleri hâlâ büyük bir risk teşkil etmektedir. 

Sonuç olarak xenotransplantasyon, fizyolojik uyumsuzluk ve enfeksiyon riski gibi bazı tehlikeler içerse de bu sorunlar giderildiği zaman birçok hastaya umut ışığı olabilecek bir alternatif olabilir.

*Transgenik: Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara denilmektedir.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.