Fiyakalı bir cümleyle başlıyormuş gibi oku bu şiiri

Dün sabah, yağmur damlaları okşuyorken camları

Sokakların tüm parke taşları anlaşmışlar da

Toprak kokusundan muafmış bütün şehir

Sonra kuş cıvıltılarından

Nasıl desem,

Müslüman bir ülkenin dağlarında kuşlar aç kalmazlar bilirsin

Eğer yeryüzünde bir dağ kalmışsa betondan uzak

Ve kuşlara yuva

Üzerine ekmekler serpebilirsin,

Bırakabilirsin avuçlarına bir parça faili meçhul dize

Kim dünyadan kanlı ellerini göğe uzatmasını istemişse

Ve anlayabilirsin

Aldanmayıp ışıklara bir yıldızla hemhâl olduğu vakit

Yeni bir slogana dahi ihtiyacı yoktur insanın

Çünkü evet, dünyadan elini eteğini çekmek

Sıyırıp da gözlerini binalardan, göğe çevirmek

Yüz çevirmek, ne vardıysa insanı toprağa küstüren

Başlı başına bir protestodur, insanın içinde süren

Ne yazık, yeni mefhumlar türeyecek

Ağaç dalları tenine değdikçe yalnızlığın

İnsanoğlu yeni kınamalarla büyüdüm zannedecek kendini

Ezilen çiçekler olacak gürültülü keşmekeşlerin ortasında

Ve ay altı yenilerine gebe kalmayacak.

-Bilirsin çiçekler sevilmeyince küser hayata-

Onmilyonküsürüncü kez ve elbet daha fazla

Bahara kapı açan olmamız gerekirken biz

Eteklerimize takılan birkaç mısrayla yetineceğiz

Şimdi vicdanımız bir nebze rahatlamışken bu şiiri

Fiyakalı bir cümleyle bitiyormuş gibi

Bitireceğiz.

ESMA ATEŞ

Merhaba. Ben Esma. Ne mi yapıyorum? Zihnimde dönüp duranları, âdeta kaçanı kovalıyormuş gibi koşturarak, yorularak ve sonunda yakalayarak -bazen de tam yakalayamayarak- kağıda aktarmaya çalışıyorum. Biliyorum ki burada kafesinden çıkacağı zamanı sabırsızlıkla bekleyen onlarca fikir var. Kağıdımda yepyeni suretlere bürünen her kelime ve her çizgi yaşam boyu yoldaşım olacak.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir