Gözlerinle çevrelediğin parmaklıkların

Dikenli tellerle kaplı olduğunu bilmiyordum

Bir ikindi yarısı, gökten inerlerken öğrendim

Avuçlarında ayan beyan tuttuğun yalanları göremiyordum

Küçük sırların peşinde koşarken öğrendim

Bir kasırga, cılız bedenimi okşayıp geçerken

Ağaçlar yerlerinden oynamış, yapraklar gökte süzülürken

Ruhumun hepsinden daha zayıf olduğunu öğrendim

Bedenimi çoktan terk etmişken hislerim

Mavi, yeşil hatta kahverengi bile değil

Lavantanın moru gibi, hüznün puslu grisi gibi bakıyordun

Gökten inerlerken, acının alevine döndü

Beni bulmuşken, bana rastlamışken

Küçük bir kız ip atlıyordu, dünyam cayır cayır yanarken

Bir ihtiyar son sigarasında, bir meczup son gezintisindeydi

Ben ilk yangınımı yaşarken.

Ve insan, en çok da insan

Kendine yetemediğinde öğreniyordu

Sokak lambası bile olsan, yüzüne ışık vuramıyordu hiçbir zaman.

HÜDA NUR YILDIRIM

Ben Hüdanur. Ama yakın çevremdekiler Hüda demeyi tercih eder. 2001 yılının harika bir bahar ayında Konyalı bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. Ne şanslıyım ki babam mükemmel bir öğretmen annem de dünyanın en iyi kalpli annesi. Babamın görevi gereği pek çok şehir ve kasabada geçti hayatım. Köylerin o serin havasını, şehir hayatının insanı sıkan yanlarını yazılarımda sıkça görebilirsiniz bu yüzden.
Osman Nuri Hekimoğlu Anadolu Lisesi mezunuyum. Eğitim hayatıma Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak devam ediyorum. "Muhayyile" isimli ilk öykü kitabımı yayınladım. Yazmak ve anlamaya çalışmak, benim hayatım bundan ibaret.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.