Rabb’imiz belli zamanları, belli mekânları seçmiş; belli ibadetleri diğer ibadetler arasında zirveye yerleştirmiştir. Seçilmiş olan zaman, mekân ya da ibadet; diğerlerinin değerini düşürmemekte ya da önemsiz olduklarını düşündürmemektedir. Her zaman, her mekân, her ibadet Allah’a kulluk yapmamız içindir. Bilhassa öne çıkarılanlar ise mü’minin, Rabb’ine daha fazla yaklaşması için yakalayacağı fırsatlardır. Umre bir fırsattır, hacc bir fırsattır, ibadet için gece vakti bir fırsattır, cuma günü bir fırsattır, Ramazan da bu fırsatlardan biridir.

Rabb’imiz, aylardan Ramazan ayını; mü’minlerini badetle ihya olarak geçirmelerini, yıllık muhasebe ve yenilenmelerini istediği ay olarak seçmiştir.

Ramazan ayı rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtuluş ayıdır. Bu ayı, yılın diğer aylarından ayıran en büyük farkları şöyle özetlenebilir:

  • Ramazan ayının her gecesinde Allah’ın cehennemden azat ettiği kulları vardır.
  • Ramazan’da ibadetler kat kat sevap ile karşılık görür.
  • Ramazan geldiğinde cehennemin kapıları kapatılır, cennetin kapıları açılır, cenneti kazanmak için fırsatların çoğaldığı zaman dilimi başlar.
  • Bin aydan hayırlı “Kadir Gecesi” bu aydadır.
  • Ramazan’da verilen sadaka, başka zamanlarda verilenden çok daha faziletlidir.
  • Başlı başına ayrı bir ibadet olan oruç, bu aydadır.

• Mü’min, yapmış olduğu her ibadetle on ila yedi yüz arasında sevap kazanmaktadır. Oruç ibadetinin sevabı ise bu rakamlarla daraltılmamakta; Resulullah Sallallâhu AleyhiveSellem, oruçlunun tuttuğu orucun sevabını Rabb’imizin sınırlandırmadığını bildirmektedir.
• Oruç, kıyamet günü sahibine şefaatçi olarak gelecektir.
• Cennetin kapılarından “Reyyan Kapısı”, sadece oruçlulara mahsus bir kapıdır.
• Ramazan’da iftar anına kadar melekler, oruç tutanların bağışlanmaları için dua ederler.
• Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusunda daha güzeldir.
• Oruç, cehenneme karşı koruyucudur.

Ramazan, herkesin Allah’ın rızasını kazanması için gecesiyle ayrı, gündüzüyle ayrı değerlendireceği en büyük fırsatları içinde bulunduran zamandır. Bu zaman diliminde insanlar birbirlerinden farklı görüntüler verir. Kimi Ramazan’dan önce nasılsa Ramazan’ını da öyle geçirmektedir. Kimi sadece Ramazan’da Allah’ın kulu olduğunu hatırlayarak ibadete yönelmekte, bazısı gündüzünü uyanık, gecesini muhabbet ve eğlence içerisinde geçirmektedir. Resulullah Sallallâhu AleyhiveSellem’den öğrendiğimize göre kimi de günahlarla olan beraberliği, gıybete olan ilgisi sebebiyle, oruç tuttuğunu zannederek sadece kendisini aç bırakmaktadır. En büyük mahrumiyeti de ne Ramazan’dan önce ne de Ramazan’da Rabb’ini hatırlamayanlar çekecektir.

Ramazan ayını ibadetin her çeşidi ile renklendiren, Rabb’inin kulu olarak ibadet hayatına hareket katan mü’minler ise, seçilmiş olan Ramazan ayını bu seçilmişliğe uygun olarak geçiren mü’minlerdir. Ramazan’ın sonunda vadedilen cennet ve yaşanılan bayram da onlar içindir.

Ramazan ayı oruç ayıdır.

Oruç; insanın zihnini, midesini meşgul eden ve zevklerine hitap eden gündemden bir müddet sıyrılıp bedenini, zihnini ve midesini ibadete odaklayan ve bununla da Allah’a daha da fazla yaklaştıran bir ibadettir.

Her ibadetin olduğu gibi oruç ibadetinin de iki temel şartı vardır: Birincisi, ihlas ile yapılması; ikincisi de Resulullah Sallallâhu AleyhiveSellem’in orucuna benzemesidir.

Oruç tutan Müslüman, Allah’ın razı olacağı şartları taşıyarak oruç ibadetini yerine getirmelidir. Ramazan boyunca Allah’ın haram ve günah kıldığı tüm şeylerle arasındaki mesafeyi artırması, Ramazan’ın kendisi için gevşeklik ve tembellik ayı olmaması ve orucu bozan şeylerden uzak durması, Rabb’imizin bu ibadetten razı olma şartlarıdır.

Oruçluyken hayız ve nifas görmesi kadının orucunu bozar, o günlerin Ramazan’dan sonra kaza edilmesi gerekmektedir. Yine oruçluyken bilerek yemek içmek, ilaç veya benzeri bir sıvıyı iğne ile derinin altına ulaştırmak, bilerek kusmak, cinsel ilişkide bulunmak da orucu bozan şeylerdendir. Elbette bunlar dışında da orucu zedeleyen etkenler bulunmaktadır.

Unutarak yenip içildiğinde ise oruç bozulmaz. İmsaktan sonra gusül almak da oruca engel değildir. İmsaktan önce âdeti veya lohusalığı biten, imsaktan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin imsaktan sonra gusül alması orucuna zarar vermez. İmsaktan sonra ihtilam olan kimsenin de orucu bozulmuş olmaz.

Oruç, niyet ister.

Oruca dille ve kalple niyet edilmelidir. Niyet edilmeyen oruç makbul değildir. Ramazan ayı içerisinde tutulacak her bir oruca ayrı ayrı niyet edilmesi, mü’mine ibadet canlılığı kazandırmaktadır. Orucun niyetinin sadece kalple yapılması da yeterlidir, dilin de bu niyete şahitlik etmesi ise daha güzeldir.

Oruç tutmak için sahura kalkmak da bir niyet şeklidir. Sahura kalkamayan kimse, Ramazan ayında tutacağı oruç için -imsaktan sonra orucu bozan bir şey yapmamak şartıyla- o günün kuşluk vaktine kadar niyet edebilir. Ramazan orucuna niyet edip de kasıtlı bir şekilde orucunu bozan kimsenin, Ramazan sonrasında kefaret orucu tutması gerekmektedir.

Ramazan orucuna niyet etmeyip orucunu tutmayan kimseyi ise kefaret cezası bile kurtarmamaktadır, kendisi için samimi bir tövbe şarttır. Aksi takdirde farz bir ibadete, kasıtlı bir şekilde başlanmamasının cezası Allah’ın azabıdır.

Ramazan, geçmişi siler.

Allah’a olan güvenini artırarak, O’ndan razı olduğunu göstererek, sevabı konusunda şüpheye düşmeden oruç tutan kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.

Geçmiş günahlara kefaret olan Ramazan orucu, karşılığını yalnız Allah’tan bekleyerek geçirme şartına bağlıdır.

Kur’an-ı Kerim Ramazan’da indirilmiştir.

Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in o ayda indirilmiş olması ile ayrıcalıklıdır. Ramazan’da Kur’an’la ihya olan mü’min; Rabb’inin kelamını okuyarak, anlayarak, ezberleyerek, hayatına geçirerek bu ayrıcalıkla seçkinlik kazanacaktır. Kur’an’la yaşamaya başlamak için Ramazan büyük bir fırsattır.

Kur’an-ı Kerim; kâfirlere, münafıklara “Kur’an’ı düşünmez misiniz? Kur’an’ı düşünseler ya! Kur’an’ı hiç düşünmezler mi?” diye hitap etmiştir. Çünkü Kur’an, gerçekten düşünüldüğünde, tefekkür edildiğinde, kâfiri bile değiştirecek, münafığı bile kendisiyle yüzleştirecek güçtedir. O hâlde mü’min için Ramazan ayı, Kur’an’ın hayatına etki sürecinin başlangıcı olmalıdır.

Ramazan, umre ile değişir.

Resulullah Sallallâhu AleyhiveSellem, Ramazan ayı içerisinde yapılan umrenin hacca denk olduğunu ümmetine müjdelemiştir.

Sahur berekettir.

Bir yudum su içmekle dahi yapılsa sahur berekettir. Sahuru gecenin ilk saatlerinde değil imsak vaktine yakın yapmak sünnettir. İmsak vaktinin gireceği ana kadar da sahur vakti devam etmektedir. Sahurun son anı, müezzinin ezan okuduğu an değil, imsak vaktinin girdiği andır. Ezanın okuduğu an, imsak vaktinin de girmiş olduğu zaman ise ağızda kalan son lokma dahi yutulmamalıdır. Şüpheden kaçınmak, imsak vaktine dakikalar kala yeme içmeyi bitirmiş olmak ise takvaya daha uygundur.

İftar sevinçtir.

Oruç tutan mü’min için iki sevinç vakti vardır. Birincisi, iftar ettiği an; ikincisi de oruç ibadetinin karşılığını Rabb’inin katında gördüğü andır.

İftarı geciktirmemek; vakit girer girmez hurma, hurma yoksa su ile orucu açmak sünnettir. İftar etmek için ezanın bitmesi beklenmemelidir.

Oruçlunun iftar anında yaptığı dua, geri çevrilmeyecek dualardandır. Rasûlullah Sallallâhu AleyhiveSellem’in iftar anında yapmış olduğu duayı yapmak da yapılabilecek en güzel işler arasındadır.

Bir oruçluya iftar yemeği ikram eden kimse de ayrıca oruç sevabı kazanmaktadır. İftar etmeden oruç tutmaktan ise mü’minler menedilmiştir.

Teravih sünnettir.

Camilerde veya evlerde kılınan teravih namazı, kadın erkek herkes için toplu bir eğitimdir. Kaç rekât kılınıyorsa kılınsın namazın kabul olma şartlarına uygun olarak eda edilmelidir.

Ramazan başlı başına bir temizliktir.

Ramazan ayı; manen kişinin kendisini günahlardan arındırması, tövbe ederek yeni bir hayata karar vermesi ile başlayan kalbî bir temizlik ayıdır. İstiğfar, Kur’an-ı Kerim okumak, Kur’an’ı hayatına geçirmek ve muhasebe ile geçirilen Ramazan; sonrasında aylarca hissedilebilecek manevi bir arınmışlık sağlayacaktır.

Manevi temizliğin yanı sıra Ramazan ayı, maddi temizliğin de en güzel şekilde yapıldığı bir ay olmalıdır. Beden temizliği, kıyafet temizliği ve ağız temizliğine dikkat edilmelidir. Beden temizliğinin ne kadar önemli olduğuna dair fıkıh kitaplarımız; Ramazan günlerinde özellikle öğleden sonra ağız temizliği yapılmasına dikkat çekmekte ve kokusuzbir diş fırçası ya da bir eşyanın kullanılmasını tavsiye etmektedir.

Ramazan’ın son on günü dikkatleri celbetmektedir.

Ramazan’ın son on günü, hem Kadir Gecesi’ni yoğunlukla aramamız gereken günler hem de itikâf günleridir.

İtikâf; beş vakit namaz kılınan bir mescitte, günlük işlerden uzak, gündelik konuşmalardan sıyrılarak, Kur’an-ı Kerim okuma, tefekkür, gözyaşı ve dua ile geçecekbir saat, bir gün ya da bir süre beklemektir. Kadınların da evde itikâfa girmeleri tavsiye edilmektedir.

Oruç, tutmaktır.

Oruç, kişinin kendisini belli bir müddet belli şeylere karşı tutmasıdır. Şartlarına uygun olarak, ibadet mantığı ve hassasiyeti ile sadece Allah rızası için tutulan oruç da mü’mini kıyamet günü cehenneme karşı, dünyada da şeytanın vesveselerine karşı tutacaktır. Orucu tutanı, oruç da Allah’ın razı olmayacağı şeylere karşı tutacaktır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir