Kemal Sayar kelimeler için “Sanki bir katre gibi ama koskoca bir umman gizli” der. Bunun hakikati kelimelerin peşi sıra gidince gün yüzüne çıkıyor.

Bir kelimenin farklı dillerde karşılığı olup olmadığına, eğer varsa onlardaki anlamına​ bakmayı seviyorum. Bu yüzden üzerinde konuşmadan önce özge kelimesinin diğer dillerdeki karşılığına da baktım. “Başka, farklı” olarak çevriliyor diğer dillere ancak kelimenin Türkçe tanımlamasına ve türediği köke bakınca ortaya çıkan sonuç şu​ oluyor: Özgelik; başkalıktan, farklılıktan ziyade bir kendine has olma durumu. Zaten özden türemesinden de anlayabiliriz bunu.

Bu kelimeyi deşmek nereden aklına düştü derseniz, bana söylemesi çok zevkli,​ okunması şiir gibi gelen şu tamlamadan: Özge temaşa.

O ne demek ki? Hayata nereden bakıyorsun demek sanki. Ya da “Hayata özge bir bakışla bak!” demek. Ben bir kuleden hayatı izlemiyorum, yaşıyorum. Ne bakması, diye itiraz etmek mümkün.

​Ancak aynı dünya hayatını başka anlamlar üzerine bina etmek, dünyayı, insanları, olayları hatta insanın kendisini nasıl yorumladığı tüm bunlara nereden baktığıyla eşit oranda ilişkili değil midir hakikaten?

“Âb-gûndurgünbed-i devvâr rengi bilmezem / Yâmuhîtolmış gözümden günbed-i devvâra su.

Çevremdeki her şey su rengi midir, bilmiyorum. Yoksa gözümdeki gözyaşı yüzünden ben mi su renginde görüyorum?” diye sorar Fuzuli, Su Kasidesinde.

Evet, gözümüzün önüne neyi tutuyorsak onun izin verdiği kadar ve o şekilde geride kalanları görürüz. Baktığımız pencerenin dört köşesi, buzlu camı da bakışımızı şekillendirecektir elbette. Ve gözümüzün önünde tuttuğumuz şey, önünde durduğumuz pencere, pencerenin sınırları değiştikçe bakışımızın değişimi de kaçınılmaz olacaktır.

İsmet Özel hayatında kökten değişikliğe gittiği dönem için kaleme aldığı şiiri “Amentü”de,

“Aşk ve ölüm bana yeniden / Su ve ateş ve toprak yeniden yorumlandı” der.

“Değişti hayal köşküm

Gözümde viran düştü” der bir başka şair de.

Nedir hayatı yeniden yorumlatan, köşkleri virane, ören yerlerini sırça köşke çeviren zihnimizde?

Ne değişmiştir?

İnsanın et ve kemik yapısında bir değişiklik olmadığı hâlde bulanıkken netleşen, uzakken yakınlaşan, anlamsızken değerli hâle gelen o şey nedir? Ve neye göre değişir?

Gözyaşından dolayı her şeyi su rengi görmekte olduğu gibi nereden baktığındır hayata, herhalde.

​Bakışımız özge olacaksa, yani gerçek, bir şeyin aslı ve maksadı, içerisine yabancı madde karışmamış olan olacaksa, yine Fuzuli’ye kulak vermeliyiz.

“Gelin ey ehli hakikat çıkalım dünyadan / Gayri yerler görelim özge safalar sürelim”

Değişen eşyada değişmeyen anlamı da veriliyor özge için.

Fuzuli de diyor ki o dünyadaki bir şey değil, dünya standartlarında arama.

Dünyanın evvelinden beri hiç değişmeyen, kendine has olan​ aynı zamanda gerçek ve halis olan* bir bakış özge bakış.

*Buradaki tanımlar ve yazıdaki özge kelimesine dair tüm tanımlar, Kubbealtı Lügati’ne aittir.

AYŞE ACAR

1998 yılında Konya'da dünyaya geldi. Hocacihan Imam Hatip Lisesinde başladığı lise hayatını Mahmut Samii Ramazanoglu Imam Hatip Lisesinde tamamladıktan sonra üç  yıl Arapça kursuna devam etti.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir