“Eğer bir mücahidi güldürmek istiyorsanız onu ölümle tehdit edin.”

Haksızlığa karşı direnmekle geçen bir ömür. Gençlik yıllarından itibaren aktif, heyecanlı ve en önemlisi kararlı kişiliğini gösteren, Çeçenlerin o kendilerine has cesaretlerini bize hissettiren mücahit: Şamil Basayev.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Sibirya’ya sürülerek yok edilmeye çalışılan bir halkın o zorlu yıllardan sonra doğan çocuklarından birisiydi. Sürgünün bitmesi sadece yeni zulümlerin başlangıcıydı. Bu halk, yüzyıllardır mücadele dolu direnişlerini hiçbir zaman terk etmemiş, İslam’ın duvarı olmuş ve Rusya emperyalizmine geçit vermemişti. Gözlerini mücadeleyle açan bu nesil öyle bir nesildi ki Şeyh Şamil’in sözünü yaşatırmışçasına binlerce Şamil olarak doğmuşlardı. İçlerinden Cevher’ler, Aslan’lar, Şamil’ler yetişmişti.

Şamil Basayev, Ocak 1965’te Çeçenistan’ın Vedona köyünde doğmuş. Onu araştırmadan önce zannettiğim gibi gençlik yıllarını ateşli bir Müslüman genç olarak geçirmemiş. Aksine, Rusya’nın önemli okullarında iyi eğitim alarak başarılı bir mühendis olmuş. Eğitiminin bir kısmında İstanbul’da da bulunmuş. Bir ara futbol bile oynamış. Yani gençlik yılları hiçbir şekilde pasif geçmemiş.

Rusya’da aldığı yoğun marksist eğitimin de etkisiyle daha çok marksizme yakın olduğunu söylüyor. O sıralar birçok toplantıya katılıp, gençlik hareketlerinin içinde bulunuyor. Gençlik yıllarında beni en çok etkileyen durum ise o zamanki Rusya Federasyonu Başkanı Yeltsin’e karşı yapılan darbe girişiminde, onu koruyan gençlerin arasında oluşu. Daha sonra ölüm emrini vereceğini bilmeden, haksızlığa uğradığını düşündüğü başkanın yanında oluyor. Basayev’in adalet duygusu o kadar baskın ki zulmün karşısına dikilmek onun için bir ahlak haline gelmiş. Hani Peygamberimiz (ﷺ), kendisine ısrarla sorulan, “İnsanların en hayırlısı kimdir?” sorusuna, “Sizin cahiliyede en hayırlı olanınız, İslam’da da en hayırlınızdır.” diye cevap vermişti. İşte Şamil Basayev’in bu tavrı da bana onu hatırlattı. Hak ve adalet duygusu onu harekete geçiren unsurdu.

Cevher Dudayev, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Devleti’nin bağımsızlığını ilan edince, Şamil Basayev de içindeki adalet duygusuyla, halkının özgürlük mücadelesine katılmak için Çeçenistan’a geliyor. Mazlumların yanında olma arzusu hiç dinmemiş ki savaş başlar başlamaz Abhazya’ya gidiyor. Gürcülerle olan bu savaşta, Abhazyalı olmamasına ve Abhazya halkının önemli bir kısmının da Hristiyan olmasına rağmen, zulme uğrayan için her türlü fedakârlığı gösterebiliyordu. Onun bu kahramanlığı üzerine Abhaz halkı ona “Halkın Kahramanı” unvanını verecekti.

Şamil Basayev, bundan sonra Kuzey Kafkas halkları için çarpışacaktı. Birçok siyasi göreve getirilse de o istifa edecek ve dağlarda şahadeti kovalayacaktı. 95 yılında bir babanın sınanabileceği en acı imtihan olan ailesini kaybetmekle karşılaşacaktı. Tek bir bombayla ailesinden 11 kişiyi kaybeden Şamil Basayev, mücadelesine devam etmekten asla vazgeçmedi. Savaş sırasında ailesinden toplam 18 kişiyi kaybetti. Bizler bir tek yakınımızı bile kaybetmeye dayanamazken o, tüm bu acıya rağmen kararlılığını kaybetmedi. Başka bir bombalamada ise bir bacağı koptu. Fakat bu da onu durdurmaya yetmedi: “Bu savaş Volga’dan Don’a kadar tüm Müslümanlar kurtarılana kadar sürecek. Bütün dünyayı alevler kaplasa da devam edeceğiz. Ve nihai hedef Kudüs’ün siyonist işgalinden kurtarılmasıdır.”

Şamil Basayev bu kararlılığıyla beraber askerî olarak da bir dehaydı. O, Çeçenlerin yetiştirdiği sayısız komutandan biriydi. Onun kumaşındaki cesaret, askerî dehasıyla birleşince akıl almaz operasyonlar ortaya çıkıyordu. Sadece bir kamyon Çeçen mücahidiyle Moskova’yı ele geçirmeye çalışmış, bazı aksilikler yüzünden Budenovsk şehrinde planları ortaya çıkınca harekete geçmişler ve şehri kontrol altına almışlardı. Daha sonra sivilleri hastanede toplayarak Ruslarla pazarlık yapan Şamil Basayev, istediği şartları kabul ettirip tekrar Çeçenistan’a dönmüştü. Öyle bir cesaret ki sadece bir kamyonla Rusya’nın başkentini ele geçirmeyi hedefleyebiliyor, sonunda istediği şartlarla evine dönebiliyordu.

Bunun gibi birçok operasyonu yöneten Şamil Basayev, askerî yönünü her zaman kanıtlamıştır. Yalnız şunu da belirtmem gerekir ki bu baskını takip eden birkaç baskın daha yaşanmış, bunlardan bazıları ise kanlı bitmiştir. Şamil Basayev’in katılmadığı fakat üstlendiği okul baskını ise bunlardan en acı olanı. Bunların bazı gerekçeleri olduğu da doğrudur ve bu baskınlar tabii ki Rusya tarafından çok manipüle edilmiştir. Yine Rusların, kendi vatandaşlarını öldürüp, suçu Çeçenlerin üstüne attığı da mahkemelerce ortaya çıkarılmıştır. Bizim rahat koltuklarımızda, biraz önce de söylediğim gibi tek bir yakınımızı bile savaşa kurban etmemişken onları yargılama gibi bir yetkimiz tabii ki olamaz. Fakat sivilleri savaşa dâhil etmek bizim değil düşmanlarımızın âdetidir. Bizi biz yapan savaşta bile merhametimizdir. Bir kavme olan kinimiz bizi adaletten uzaklaştıramaz. Bu noktayı söylemeden geçemem. Biz tarihte kahramanlarımızı, önden gidenleri anlatırken onlardan hep hatasız olarak bahsediyoruz. Hayır, onlar insandı. Zaafları ve hataları vardı. Ama onlar yine de bize örnek olacak bir hayat yaşadılar.

Şamil Basayev, 2006 yılında, konvoyundaki bir patlama sonucunda şehadete kavuşmuştur. Hayatını cihada adamış bu adam, cesaret ve azmin yıldızı olarak bizim önümüzde duruyor.

*Paydos, Ağustos 2018 sayısında yayınlanmıştır.

MUHAMMED URAL

"Felsefeyi seviyorum, bu kadar. Hoşuma gidiyor yani. Öyle felsefeye ulvi
amaçlar yüklemeye de gerek görmüyorum. Ama gerçekten düşündüğümüzden çok
daha içimizde olduğunu da anlamamız gerekiyor. Felsefeyi bizden
uzaklaştıran şeylere karşı onu ne kadar yaklaştırabilirsem, o kadar
mutlu olacağım."

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir