Arınma ve Yenilenme Ayı Ramazan

Sindirim sistemimiz makro planda bir fabrika gibi değil, bir atölye gibi çalışır. Ne demek istiyorum? Sırayla siz istediğiniz gibi besinleri art arda gönderdiğinizde, otomasyon sisteminin bir tarafından giren gıdalar diğer taraftan sırayla sindirilerek çıkmıyor. Tam tersine hormonal, sinirsel ve salgısal sistemlerle sindirim sistemi her öğüne özel olarak, baştan sona, ağızdan makata kadar odaklanarak sindirimi tamamlıyor…

Ramazan Güncesi -8-

İftara birkaç saatin kaldığı bir vakitte, mahallede devamlı tebessümle hâlleştiğimiz bir teyzeyle karşılaştım. Bu sefer selamlaşınca, esasen onun bir Suriyeli muhacir teyzemiz olduğunu fark ettim. Türkçe bilmiyordu, bu sebeple ona, onun dilinde hâl hatır sordum. Kullandığım üç beş Arapça kelimeyle sanki dünyaları ona vermişim gibi ellerini semaya kaldırdı ve gülümseyerek onunla Arapça konuşmamın mutluluğunu dile getirdi.

Ramazan Güncesi -7-

Mısır’ı koruyalım, devrimi koruyalım. Alın terimizle ve şehitlerimizin kanıyla iki buçuk sene içinde kazandığımız devrimi hep beraber koruyalım. Benimle olanlar ve bana karşı olanlar, hangi bahane ile olursa olsun, sakın devrimi bizden geri almasınlar. Bahaneler çok, cambazlar çok. Görevimiz çok büyük. Ama siz bununla yüzleşmeyebilirsiniz. Devrimi nasıl koruyabiliriz? Ben buradayım, karşınızdayım…

Ramazan Güncesi -6-

Ramazan gelir ve bizi otuz gün boyunca yoğun bir eğitime alır. Oruç tutan, sabreden, Kur’an okuyan, namazlarını özenle kılan, teravihlere devam eden, gece namaz kılma gayreti gösteren, tesbihatlarla imanını tazeleyen, hamdedip şükreden, ihtiyaç sahiplerini gözetip gücünün yettiğine maddi manevi yardım eden, yetmediğine aracılık eden, yemeğini paylaşan, daha müşfik, merhametli davranan, bilmediğini öğrenen, öğrendiğiyle amel etme gayreti içinde olan, son on günde ise bu güzel hasletleri, ibadetleri artıran kul, bir ayın sonunda artık başladığı noktada değildir.

Güzelleşmiş Gerçek

“Üzerinde uzandığım anne emeği kırkpare örtünün bir ucunu katlayarak üşüyen ayaklarıma yettiği kadar örttüm. İçimdeki ‘Keşke daha büyük bir örtü, bir de yastık getirseydin.’ diye mızıldanan sesi kulak ardı edip başımı yeniden geri yasladım; elimi örtünün kenarından fışkıran, serinliğiyle ıslak hissettiren otlara, gözümü de berraklığıyla parıldayan karanlık göğe uzattım…”