Kulaklarda özlenen sadâ:

“Merhaba, merhaba Şehr-i Ramazan, merhaba.”

Merhaba, gönüllerin baharı. Merhaba rahmetin ayı.

Kavuşmayı beklediğimiz; huzurun, düzenin, yardımlaşmanın ve bereketin ayı Ramazan, tüm ihtişamıyla gecemize doğdu.

Kur’an-ı Kerim’in dipdiri bir şekilde avucumuzda durduğuna şahitlik eder gibi bir sükûtu var Ramazan ayının. Bir gecede rengi değişen gökyüzü, kokusu değişen tan yeri vakti… Bütün kâinat, düzenin saatini âdeta bu aya kurmuş gibi ömrümüze bir tohum ekiyor, bir fidan dikiyor.

Derler ki,

Recep, tohumu ekme ayıdır. Şaban, sulama; Ramazan ise hasat ayıdır. Bundan mütevellit, beklenen olduğu kadar bekleyendir de Ramazan ayı.

Yoksullukların ve dahi yoksunlukların giderilmeyi beklediği aydır.

Bazen yoksulluk, bir kap yemeğin pişmesiyken bazen yoksunluk, bir tabakla bir sofraya ses olmaktır.

Şimdi değilse ne zaman?

Gelin bu Ramazan, yoksulların ve yoksunların tebessümle yastığa baş koyduğu bir Ramazan ayı olsun.

Az çok demeden, Resûlullah’ın (sav) sözünü şiar edinerek çorbaların sularını bir kepçe fazla koyalım.

Sükûtla, neşeyle, heyecanla; elimizin, dilimizin ve gözümüzün şerlerinden emin olduğumuz bir ömür için kendimizi bu ayın lütfuna bırakalım.

Görüyorsunuz değil mi, nasıl da tanıklık ediyor tüm cihan, şeytanların tutsaklığına?

Fakat peki ya içimizdeki şeytan?

SENA COŞKUNGÖNÜL

“Saatinin ayarını kalemine kurmuştur o. Akrep yelkovana vurdukça bir kuş kanat çırpar yüreğinde.
Kelimeler, onun elinde bir ağacın dalları gibidir. Onlarla susar, onlarla konuşur...
‘Sessizlikle kavranan bütün cümleler eksiktir.ʼ düsturuyla kavganın ortasında yumruğunu kalemine sarıp havaya kaldırır.
Kavga uzun bir özgürlük seferidir.
Ya biz özgür oluruz bu kavga biter ya biz ölürüz kavgamız sürer.
Bu sebepledir ki yazmak onun için bir başkaldırıdır.”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir