Yaklaşık bir buçuk yıldır hayallerimi süsleyen bir hedefim var. Onu, onun için yapmam ve yapmamam gerekenleri, fedakarlıkları sürekli düşünüyorum; fakat bir türlü tam manasıyla hakkını verip onu elde etmek için üzerine düşemedim. Gerçekten isteyip istememekle mi alakalı; yoksa nefis terbiyesini tam olarak yapamayışımdan mı bilmiyorum. Bugün arkadaşımla konuşurken bundan bahsettik. ”Nefis terbiyesi sadece aç kalmakla olmuyor, çalışıp hedefine ulaşmak için bazı zevklerden vazgeçme orucu da tutmak lazım.” Bu iddialı cümleleri kurarken karnım da bayağı açtı. Zaten ilhamımı da o açlıktan aldım.

Orucun Allah ile kul arasında özel bir muhabbet olduğunu, “Oruç benim içindir. Onun mükâfatını ben vereceğim” hadisinden biliyorum o  zaman ben zevklerimin, tembelliğimin orucunu tutarak Allah için ayıracağım her vakit de aç kalmak gibi zor, belki yorucu olsa da günün sonunda biliyorum ki iftar var. Daha da sonunda Allahın iftiharı var.

Ramazan benim için çok iyi bir öğretmen, bana her yıl nefsimin kölesi olmadığımda elde edeceğim kazançları anlatır; fakat sadece dersi anlamak yetmiyor insana, onu uygulamak da bilginin hakkını verip iyi bir öğrenci olmayı beraberinde getiriyor.

Dilerim ki ben de onun çok iyi bir öğrencisi olurum; çünkü ben öğretmenimi çok seviyorum.

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir