Şair Ruhlu Denemeci: Nurullah Ataç

Nurullah Ataç, 1898’in Ağustos ayında İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi’ne giden Ataç, eğitim hayatına İsviçre’de devam etti. Onu İstanbul’a tekrar getiren şey, başarılı bir bürokrat olan babasının ölümü oldu.

Nurullah Ataç, ilk şiirlerini Dergâh Dergisi ile okurlarına ulaştırmıştır. Türk edebiyatına en büyük etkilerini ise eleştirme yazılarıyla yapmıştır. “İzlenimci eleştiri”, Nurullah Ataç ile ilk örneklerini vermiştir. Eleştiri yazıları bu denli meşhur olan Ataç, eleştiri türündeki ilk yazısını “tiyatro eleştirisi” olarak yazmıştır.

Dilde yalınlaşmaya ve öz Türkçeye dönüşe büyük önem vermiş, eserlerini de bu doğrultuda kaleme almıştır. Kendi zamanında ve sonrasında pek çok yazarı etkilediği gibi, onun bu görüşünü açıkça eleştiren yazarlar da olmuştur. Öz Türkçeye dönüşü şu cümleleriyle izah etmektedir: Öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım.Konuşma dilinde sıklıkla rastladığımız devrik cümlelere yazılarında yer vermiş, öz Türkçe kelimelerle âdeta dost olmuştur. Halk tarafından benimsenen yabancı kelimelere savaş açmış, yeri geldiğinde bunun için kelime dahi uydurmuştur. Yazı dili ile konuşma dilini birbirine yakınlaştırma çabası eserlerinde kendini göstermiş, pek çok kaleme ışık tutmuştur. Ancak kendisinin de belirttiği gibi bu yol Ataç için türlü zorlukları beraberinde getirmiştir. Kendisiyle çağdaş olan yazarlar onun çabalarını “aşırı’’ bularak onu eleştirmişlerdir.

Ülkemizde “deneme’’ türünde aklımıza ilk gelen isimlerden Ataç, aslında denemenin bir tür eleştiri olduğunu düşünür. Deneme türünde en bilinen eserleri “Günlerin Getirdiği”, “Karalama Defteri”, “Sözden Söze” ve “Ararken” olduğu söylenebilir.

Gözlerini çerçeveleyen geniş camlı gözlükleri, sert yüz hatları ve elinden düşürmediği sigarasıyla oldukça soğuk bir dış izlenim verse de kalemiyle tanıştıktan sonra Ataç’ı âdeta bir dost belleyebilirsiniz. Dil devrimi için verdiği mücadelesi, kendine has kelimeleri, devrik cümlelerle bezeli yazılarıyla pek çok yazara ışık olmuş, olmaya da devam etmektedir. Deneme türünün ilk eserlerini vermiş, Türk edebiyatının en bilinen eleştirmenlerinden biri olmakla birlikte, kendisine de ciddi tenkitler yöneltilmiştir.

Şiire de ilgi duyan ve bu alanda eserler veren Nurullah Ataç’ı “şair ruhlu denemeci’’ olarak tasvir edebiliriz. Eleştiri türünde verdiği eserlerde dahi estetik kaygı gütmesi, onun sanata olan bu ilgisinden kaynaklanmaktadır. Sanata ilgi duyması, kaleminin cesurluğunu kırmak yerine onu ancak güçlendirmiştir. Öyle ki kimi yazarların, bir eser üzerinde çalışırken “Ataç’ın bu eseri nasıl eleştireceğini düşünerek yol aldıkları” dahi söylenmiştir.

Modern anlamda deneme türünün ilk eserlerini veren, şiire ve sanata duyduğu ilginin yanı sıra çok usta bir eleştirmen olan Nurullah Ataç, 1957 yılının Mayıs ayında hayata gözlerini yummuştur. Bedeni aramızda olmasa da, cesur kalemi hâlâ tüm yazarlara ışık tutmaktadır. Karalama Defteri’nde yazdığı gibi, Kişiyi kişi eden yaşaması değil tutkularıdır.’’ Nurullah Ataç’ın dil devrimine duyduğu tutkulu coşku hâlâ kalemlerimizde vücut bulmaktadır.

HÜDA NUR YILDIRIM

Ben Hüdanur. Ama yakın çevremdekiler Hüda demeyi tercih eder. 2001 yılının harika bir bahar ayında Konyalı bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. Ne şanslıyım ki babam mükemmel bir öğretmen annem de dünyanın en iyi kalpli annesi. Babamın görevi gereği pek çok şehir ve kasabada geçti hayatım. Köylerin o serin havasını, şehir hayatının insanı sıkan yanlarını yazılarımda sıkça görebilirsiniz bu yüzden.
Osman Nuri Hekimoğlu Anadolu Lisesi mezunuyum. Eğitim hayatıma Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak devam ediyorum. "Muhayyile" isimli ilk öykü kitabımı yayınladım. Yazmak ve anlamaya çalışmak, benim hayatım bundan ibaret.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.