İşlenen bir günah, yapılan bir hata sonrasında Tanrı’nın lütuf sahibi oluşunun hatırlanması, insana nasıl etki eder? Affedici bir Tanrı tasavvuruyla, insan hatada ısrar mı eder; yoksa yapıcı davranışlar mı sergiler? 2019 yılında Amerika’da bu sorulara cevap olabilecek bir araştırma yapıldı. Geçmiş bir hata/günah bağlamında Tanrı’nın merhametinin belirginliği, pişmanlık ve yapıcı eylem arasındaki ilişki Hristiyan üniversite öğrencileri örnekleminde incelendi.

Araştırmaya geçmeden önce tanımları netleştirmek adına: Tanrı’nın lütfu ya da merhameti olarak çevrilen “God’s grace”, Tanrı’nın karşılıksız iyiliği ve bağışlayıcılığı olarak tanımlanabilir. “Grace salience” ise Tanrı’nın bu lütfunun bilişsel olarak belirgin hale gelmesi, öne çıkmasıdır. Bu bağlamda, “grace salience” ve pişmanlık duygusunu takiben yapıcı eylemlerin ilişkisini incelemek adına, katılımcılardan geçmişte birine zarar verdikleri bir anıyı hatırlamaları istendi. Katılımcılardan bir grup bu anıyı düşündükten sonra olay hakkında suçluluk, utanç, üzüntü, kırgınlık gibi duyguları ne derece hissettiklerini puanladılar. Aynı zamanda ne derece bu hatayı onaracak davranışlarda bulunmak istediklerine dair bir dizi soruyu cevapladılar. Diğer gruptaki katılımcılar ise anıyı hatırladıktan sonra Tanrı’nın lütfunun belirginleştiği bir manipülasyona tabi tutuldu. Tanrı’nın lütfunu manipüle eden bir koşul oluşturulup dikkatler Tanrı’nın lütfuna çekildikten sonra katılımcılar aynı şekilde nasıl hissettiklerini ve yapıcı davranışlarda bulunma isteklerini derecelendirdiler. Tanrı’nın lütfunun belirginleştirildiği manipülasyon koşulunda, kontrol koşulunun (yani manipülasyon yapılmayan koşulun) aksine katılımcılar daha çok yapıcı davranışta bulunma isteğinde bulundu ve daha çok kendini suçlama eğilimi gösterdi. Önemli bulgulardan biri ise lütfun belirginliğinin utanç duygusuna eğilimi artırmamasıydı. Çünkü suçluluk duygusu, bireyleri, hatalara karşı yapıcı davranışlar sergilemeye iten bir ahlaki duygu olarak kavramsallaştırılır. Utanç duygusu ise kişiyi daha işlevsiz bir yönde hareket ettiren ahlaki bir duygu olarak görülür (kişi reddeder, saklanır vb.). Dolayısıyla bu araştırma kapsamında Tanrı’nın lütfunun belirginliği, olumlu ve yapıcı eylemi geliştiren bir durum olarak ortaya konmuştur.

Bu aşamada, önceki yazılarımızdan birinde [bkz. Ahlaki Fail(siz)lik] bahsettiğimiz konuya atıfla, araştırmacı makalesini şu soruyla bitirmektedir: Tanrı’nın lütfunu bilişsel olarak ön plana çıkarmak, dış grup üyelerini daha yakın görmemize ya da başkalarını insandışılaştırmaya yönelik eğilimlerimizi azaltmaya yarayabilir mi?

Eğer bağışlanmaya yönelik bu vurgu, bizim ahlaki olarak kendimize çekidüzen vermemize yarıyorsa ve bu sayede öz düzenlemeye daha eğilimli oluyorsak, bunu söylemek mümkün görünmektedir.

Özetle, araştırmanın başından sonuna dek sorulan sorular önemli görünmektedir. Aynı zamanda farklı dinlerde de karşılığı olan bu mesele üstünde düşünmeye ve araştırmaya değerdir.

*Bassett, R. L.,Scott, S., Blodgett, R., Barnhart, M., Batterson, N., Hall, A., Pursel, M., Emerson, M. (2019). May graceabound: Making God’s Grace Cognitively Salient May  Increase Reparative Action. Journal of Psychologyand Theology.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir