Sen Hakka tevekkül kıl,

Tefvîz et ve rahat bul,

Sabreyle ve razı ol,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse, güzel eyler.

Kalbin ana bend eyle,

Tedbirini terk eyle,

Takdirini derk eyle,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse, güzel eyler.

Dünya’ya geldiğimizden beri -bir imtihandır- musibetler silsilesiyle hayatımız girift haldedir. O anda bilemeyiz ama musibetler de bir nimettir. Bizi kendimize getirir, dua etmeye sevk eder, bize gözyaşı döktürür, bizi Allah’a yaklaştırır. Musibet yahut şer olarak gördüğümüz hadiselerde hayır olabilir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi, “Hak şerleri hayreyler, zannetme ki gayr eyler …” diye devam eden “Tevfizname” şiirinde bize bu ahvali veciz bir şekilde anlatmıştır. Cenab-ı Hakk’ın yarattığında, verdiğinde hayır vardır, hemen göremeyebilirsin. Bunun dışında bir şey olacak zannetme, kâinatın düzeni ve sistemi böyledir diyerek zahmet ve rahmetin arasındaki bir noktalık farkı bizlere göstermiştir. Bilmeliyiz ki dünyada ve ahirette mutlaka gördüğümüz ve göremediğimiz nice hayırlar vardır. Allah ki kuluna zulmetmez.

Biz ki kalbimizi ona bağlayıp işimizi Cenab-ı Hakk’a havale edip tevekkül ettiğimizde, sabredip razı olduğumuzda göreceğiz Mevla’nın bize yazdığı nedir? Göreceğiz ki bizim için hayır dilemiştir ne eylediyse güzel eylemiştir.

Gelelim tedbirini terk eyle bahsine… İbrahim Hakkı Hazretleri tedbir almanın kulluğun gereklerinden olduğunu, insanın aciz bir varlık olduğunu veciz bir şekilde ifade ederek sözü insanoğlu ne kadar tedbir alsa da Allah Teâlâ’nın takdirini beklemeye mecburdur, sebebini işleyip O’nun takdirini beklemelidir, demeye getirmektedir. Tedbir alma değil, aldığın tedbire ‘güvenme’ demektir aslında.

Allah kendisine tevekkül etmeyeni, işini kendisine bırakmayanı öyle bir hale sokar ki ipinin ucunu düşmanının eline verir ve onu kulların insafına bırakır. İnsanlar da o kimseyi rezil ederler.

Bütün işlerin O’nun izniyle olduğunu, alemin tesadüflerle değil bir nizamla yürüdüğünü anladığımızda bizi dünya telaşına gark eden fikir karmaşasından kurtulmuş oluruz. Cenab-ı Hakk’ın bizim üzerimizdeki takdirinde çile çekmek, eziyet görmek varsa buna mukabil sabır ve tevekkül ile kişi kârdadır. Cenab-ı Hakk eğer ki afiyet yazmışsa kişi, bu hale hamd ile yine kârdadır. Efendimiz (a.s)’ın şu hadisi şerifi zihnimde canlanıverdi.

Ebu Yahya Suheyb İbni Sinan’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.”[1]


[1] Müslim, Zühd 64

MUHAMMED BAHAEDDİN ATABEY

Musikiye gönül vermiş, sadrındaki terennümle kimi zaman güzel kelimelere rastlayan bir gezgin. Ruhunu asırlar ötesindeki güzel bir zamanda gezdiren, yaşadığı uğultulu çağa kendini ait hissedemeyen bir fakir. Bereket ki göğsünün sol cebinde bir pusulası var.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir