Klasik Kuramlar yetişkin hayatına hazırlık, fazla enerjinin tüketilmesi, rahatlama ve dinlenme gibi çocuğun neden oyun oynadığı ile ilgilenir. Dinamik Kuramlar ise; klasik kuramların savunduğu çocuğun neden oyun oynadığı öncülünü de kabul ederek oyunun dinamiklerini psikanalitik, sosyal gelişim ve bilişsel yönden açıklamaktadır.

Maria Montessori’a göre çocuğun işi olan oyun sözlükte; insanın vaktini hoş geçirmesine, oyalanmasına yarayan, genellikle belli kuralları olan eğlence olarak tanımlanır.

Beslenme, barınma ve korunma gibi çocuğun temel ihtiyaçlarından biri olan oyun; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 31. maddesinde hak olarak tanımlanmıştır. Bu sebeple bireyin ayrılmaz parçası sayılmış, psikoloji ilminin de ele aldığı başlıca konulardan biri olmuştur.

Psikolojide bireyin ruhsal gelişimine dair birçok kuramın geliştirilmesi gibi oyuna dair de çeşitli kuramlar geliştirilmiştir. Bunlar Klasik Oyun Kuramları, Dinamik Oyun Kuramları ve Diğer Oyun Kuramları olarak üç başlıkta toplanır. Klasik Kuramlar yetişkin hayatına hazırlık, fazla enerjinin tüketilmesi, rahatlama ve dinlenme gibi çocuğun neden oyun oynadığı ile ilgilenir. Dinamik Kuramlar ise; klasik kuramların savunduğu çocuğun neden oyun oynadığı öncülünü de kabul ederek oyunun dinamiklerini psikanalitik, sosyal gelişim ve bilişsel yönden açıklamaktadır.

Dinamik ekolden, Piaget’in Bilişsel Oyun Kuramı bu alanda en çok kabul gören kuramlardan biridir. Piaget’e göre oyun bilişsel gelişimin bir parçasıdır ve üç dönemden oluşur.

1. Duyusal-Motor Dönemde Alıştırmalı Oyun (0-2 yaş): Bebekliğin ilk evresi olan bu dönemde tüm oyunlar fiziksel davranışlardan oluşur. Bu oyunlar emme, el açıp kapama, nesneleri atıp tutma gibi duyu-motor gelişim ile ilişkilidir. Devamlı tekrarlanan alıştırmalı oyun sayesinde bebek gerçek dünya ile etkileşime geçer ve kaba motor becerileri gelişir.

2. Sembolik Oyun Dönemi (2-11 yaş): Bilişsel faktörlerin de yer almaya başladığı sembolik oyunlar okul öncesi dönemde yoğunlaşmaya başlar. Çocuklar bu dönemde gerçek dünyada gördükleri olayları taklit ederek oyunlarına taşırlar. Örneğin, annesi gibi yemek yapıp toz alır; babası gibi araba kullanır, tamir yapar veya abi/ablası gibi okula gidip ödev yapar. Ayrıca çocuğun aile ile etkileşiminin en yoğun olduğu zaman bu dönemdir. Bu nedenle temel taklit oyunlarından evcilik en sık oynanan oyunlar arasındadır.

Sembolik oyun döneminde bilişsel ve zihinsel faktörlerin işlevi de oldukça önemlidir. Bu dönemde hayal gücünü oldukça etkin kullanan çocuk elde edemediği ya da ulaşamadığı herhangi bir oyun nesnesinin yerine zihninde canlandırdığı uygun nesneyi koyarak boşluğu doldurabilir. Örneğin, dolabı otobüs, kalemi iğne, yastığı bebek gibi hayal ederek kullanabilir hatta tamamı hayalî faktörlerden oluşan oyunlar oynayabilir.

3. Kurallı Oyun Dönemi (11-12 yaş sonrası): Zihinsel işlevler bu dönemde ileri düzeydedir ve ilk dönemlerden ziyade oyunla beraber kuralları da önemlidir. Satranç, spor, bulmaca vb. oyunlar ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemi kurallı oyunlarına örnektir.

Piaget’e göre oyun, gelişiminin bir parçası olarak yaşam boyu devam eder. Fakat gelişim dönemlerinin ilk evrelerinde oyunun katkıları çok daha fazladır. Çocuğun fiziksel, duygusal, bilişsel ve dil olmak üzere birçok gelişim alanında temel güç kaynağıdır.

Oyunun gelişime katkılarına örnekler:

-Koşma, atlama, tırmanma, zıplama gibi fiziksel güç gerektiren oyunlar çocuğun sindirim, solunum, dolaşım gibi sistemlerinin düzenli bir şekilde çalışmasına katkı sağlar.

-Kaba ve ince motor becerilerinin gelişmesini sağlar.

-Çocuklar oyun esnasında duygularını fark etmeyi ve ifade etmeyi öğrenirler.

-Oyun esnasında duygular çok daha rahat ifade edilir ve duygusal rahatlama sağlanır.

-Nesneler ve işlevleri öğrenilir.

-Sıcak-soğuk, uzak-yakın, alçak-yüksek vb. günlük kavramlar öğrenilir.

-Problem çözme, sınıflama, düşünme, algılama, mantık yürütme vb. zihinsel süreçlerin gelişmesini sağlar.

-Yeni kelimeler öğrenme, kendini ifade etme ve verilen komutları anlama gibi dil gelişim sürecinin iyileşmesini sağlar.

Yukarıdaki örneklerden ziyade oyun oynamanın en önemli işlevi, çocukların psikolojik iyi oluşunu sağlamasıdır. Günlük hayatta ve terapi de oyun aracıyla sorunlara çözüm yolu bulunarak iyileşme sağlanır. Dibs’in hikâyesi (Benliğini Arayan Çocuk) oyun oynayarak sağlanan bu iyi oluş hâline en güzel örneklerden biridir. Son olarak oyunun işlevlerinin birçoğuna değinemediğimizi de belirterek “Oyun çocuğun işi, ihtiyacı, hakkı ve dilidir.” diyebilir, ayrıca oyunun çocuk dünyasındaki yerini Garry Landreth’in, ‘’Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oyun oynar.’’ sözü ile ifade edebiliriz.

MERYEM FAZİLET İNCE

Hayallerimin çoğunu çocuklar için kurdum ve ilk adım olarak psikolojiye yöneldim. Birinci adımın çok uzun olduğunu biraz geç fark ettim. Hâlâ bu aşama da yol almaya çalışıyorum.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.