Japonca bir isim duymak bize bir teknoloji markasını ya da ilgilenenler için yeni transfer edilecek bir futbolcuyu falan akla getirir herhâlde. Yani bende öyle bir etkisi vardı. Japon bir ismi tefsir dersinde duyacağımı düşünmemiştim. Oysa hocamız Toshihiko Izutsu’nun eserini bize bir konuda kaynak olarak söylüyordu. Batı’dan değil, Doğu’nun en uç noktasından birisinin müsteşrik olması beni heyecanlandırmıştı. Şarkiyatçı, “Doğu üzerine çalışan” demekti ve onların Doğu dediğinden daha doğuda olan biri, aslında kendi Batısı üzerine çalışmıştı. Daha başından bizim bildiğimiz kalıplardan çok farklı olacağını biliyordum.

Musa Carullah

Izutsu’nun hayatı düşüncelerimi ta gençlik yıllarından itibaren doğruluyordu. Babası bir Zen Budist öğreticisi olmasına rağmen gençlik yıllarında ilgisini çektiği için Tokyo İslam Merkezi’ne gidiyordu. Bu merkez Bolşevik İhtilali’nden kaçan Müslüman Türklerin kurduğu bir merkezdi. İlmî, kültürel faaliyetler düzenliyorlardı. Bu merkezde Arapça ve Türkçe öğrenmişti. Bu sıralarda ünlü mütefekkir Musa Cârullah, davet üzerine bu merkeze gelmiş ve Tokyo’ya yerleşmişti. Bu olay Izutsu’nun bundan sonraki hayatına tesir edecek önemli bir eşikti. Nasıl bir tevafuktur bilmiyorum ama iyi olacak hastanın ayağına doktor gelir misali, ilgi duyduğu dinin kaynaklarını muhteşem bir âlimden okuyacaktı. Musa Cârullah’la okudukları bir kitap var ki (Arapça dil bilgini Sîbeveyhi’nin nahiv kitabı) Izutsu’yla bu kitabın müellifi arasında zihnimde büyük yakınlık kurdum.

Üniversitede İngiliz Edebiyatı okuyan Izutsu, sonra fakültede Yunanca ve Latince felsefe dersleri verdi. Ama onun asıl ilgi alanı Doğu dinleri ve özellikle İslam’dı. 6 ay Lübnan ve bir yıl Mısır’da çeşitli âlim ve mütefekkirlerle görüştü. Sonra davet üzerine Kanada’da Doğu dinleri üzerine dersler vermeye başladı. 18 yıl Kanada’da yaşadı. Alanı Doğu dinleri olunca İbranice ve Farsça öğrendi. Bunların üzerine bir de Batı dillerini öğrendi. Batı dilleri derken neredeyse hepsini. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama buraya kadar sekiz on dil oldu. Buraya kadar dedim çünkü Izutsu, Mehmet Bayrakdar hocanın eşiyle yaptığı konuşmaya göre yirmi belki yirmi üç dil biliyormuş. Hayır, yanılma payı kadar dil bilsek göreceğimiz itibarı siz düşünün. Izutsu’nun görüşlerini öğrendiğimde ise dilin onun dünyasında ne kadar önemli olduğunu anladım.

Toshihiko Izutsu

Felsefesini tamamen dil ve düşünce bağlantısına oturtmuş. Bu kadar dil ile haşır neşir olması, ona bu konuda yetkinlik sağlıyordu (Sîbeveyhi ile benzerliği bu noktadan geliyor). Sonra sonra düşünmeye başladım ki Izutsu bir oryantalistten çok bir dil bilimci gibiydi. Ama dil ile ilgili geliştirdiği analitik semantik yöntemi Kur’an ve temel kavramları üzerinden sergiliyordu. Peki, semantik ne demek? “Semantik, benim anlayışıma göre bir dilin anahtar kavramları (terimleri) üzerindeki tahlilî çalışmadır. Bu çalışma, yalnız konuşma aleti olarak değil, bundan daha da önemli olmak üzere kendilerini kuşatan dünya hakkında anlayış ve düşüncelerinde alet olarak o dili kullanan halkın dünya hakkındaki düşüncelerini kavramak için yapılır. Bu suretle semantik, bir çeşit dünya görüşü öğretisidir. Bir ulusun tarihinin şu veya bu önemli devresindeki dünya görüşünün mahiyeti ve yapısı hakkında bir çalışmadır.” Açıklama o kadar güzel ki tamamını aldım. Bu Izutsu’nun baş eseri durumundaki “Kur’an’da Allah ve İnsan” kitabının giriş kısmında yer alıyor. Gerçekten dil, sadece dil değil. İçinizden kelimeler olmaksızın düşünmeyi denediğinizde bunu göreceksiniz. Düşünceleri dışarıyla paylaşma aracı olarak varsaydığımız dil, aslında düşüncenin de temel yapıtaşı.

Semantiği bilimsel metotla Kur’an kavramlarına uygulayan Izutsu, bu alanda Kur’an üzerine çalışanlara yeni bir ufuk açtı. Onun tespit ettiği şey, Kur’an’da aşkın bir varlığın sınırlı bir varlığa hitap ederken kavramları kullanışıydı. Bu hitap sınırlı varlığın diliyle olmalıydı ki beşer anlayabilsin. Bunu yaparken Kur’an kavramlarına izafi manalar eklemişti. Yani bir nevi dil devrimi yapmıştı. Artık iman kelimesi, eski iman değildi. Cihat, cihat değil; küfür, küfür değil; en önemlisi artık Allah, onların bildiği Allah değildi. Hepsi artık yeni anlamlar içindeydi. Izutsu bunların tarih içindeki anlamlarını, değişimlerini, muhataba bıraktıkları izleri araştırarak, İslam düşüncesinin yapıtaşlarını belirlemeye çalıştı.

Toshihiko Izutsu, Kanada’dan sonra İran ‘da da dersler verdi ve İran Devrimi’nden sonra Tokyo’ya geri döndü. Eserlerinin çoğunu evinde verdi. O, Müslüman olup olmadığını bilmesek de bizden biri gibi okudu Kur’an’ı ve bizden biri gibi yazdı eserlerini. Müsteşrikler gibi hedefli okumaları olmadı. Anlamaya çalıştı. Eserleri ilim adamlarımıza yeni pencereler açtı. 93 yaşında vefat etti.

MUHAMMED URAL

"Felsefeyi seviyorum, bu kadar. Hoşuma gidiyor yani. Öyle felsefeye ulvi
amaçlar yüklemeye de gerek görmüyorum. Ama gerçekten düşündüğümüzden çok
daha içimizde olduğunu da anlamamız gerekiyor. Felsefeyi bizden
uzaklaştıran şeylere karşı onu ne kadar yaklaştırabilirsem, o kadar
mutlu olacağım."

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir