Solan sesin değil, bahçemde yetişen monna rosa

Ebediyetin yoluna dökülen yaprakların sana ait

Zincirlerinden kurtulan şair, özgürlüğüne kelimeler şahit.

Adının solunda gurbete seçilmişliğin mührü asılı

İzini sürdüğün yolun kandillerini taşıyacak,

Konstantiniyye duvarında gördüğün güneşin rengi

Ardından  zaferlere koşan neslin dirilen gölgesi

Remzettiğin kelime kalplerden mezar taşına işlenmiş

Adın geçince gençler seni anıyor, dillerinde “diriliş”

Kelimeler ayaklanıyor, gidişine mısralanıyorlar. Seni

Okuyan kalplere su serpiliyor bir ikindi vakti

Çiçeklendi bahçen ey şair! İşte bu, şiir gibi bir gidiş.

 Ahmet Sezai Karakoç’a…

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir