Kovulduğu zaman şeytan

Hem de huzurundayken pak

Nazar etmesin diye kuluna

Onu yakmadı mı Allah?

Dünyanın kemlerine daldığım her an

Başımda derli toplu yekpare bir duman

Ruhumsa eski doğan ninnilerin peşinde

Sonunu bildiğim masallar,

Doğrusunu bildiğimiz kelimelerin

Bilmem kaçıncı hâli,

ilk adımlar…

Mücadelenin ayak adı paytak paytak

Korkmuyorum, biliyorum yürüdüğüm aynı adamlar

Sonra koşturuyorum pişmanlıklarım tekrarlanarak.

Toprağın yenilendiğini öğreniyorum ölümle

Kahramanlar, uzaktan bir akraba

İnsan ölüme bu kadar alışırdı ancak!

Odayı emanet kahkahalar dolduruyor,

Demek ki toprak özletmiyor seni

Yokluğun, tokatla susturulabilen bir çocuk oluyor

İnsan dayaktan ağlardı hâlbuki.

Bir bakıştan kalma is kokuyorum,

Oysa hâlâ istiyorum ki

Dokunduğum hiçbir ateş yakmasın beni.

Varınca görüyorum

Mezar taşlarında binlerce ah!

Bense unutmak için taşları okuyorum.

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

1 Yorum

  1. “Toprağın yenilendiğini öğreniyorum ölümle”.. Kaleminize sağlık. Şiir ve ekim’de vefa teması çok güzel olmuş.

Sefa Fırat için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir