Yeni doğan her çocuğun gurbetteki annesi olarak girdim şehre,

Ninnilerim fısıldanırken kulaklarına

Ben, kamburu olan kızların çirkefliklerini dürdüm

Dürdüm ve astım evlerinin kapısına

Şehrin isyanlarını toplamaya çıktı annesi

Bir bebek ağlaması tırmaladı kulaklarını

Kapıya asılan suçları topladı

Kocasını daha önce onu bekleyen hiç olmamış gibi bekledi

Elinde tuttuğu çirkefliklerin ağırlığı belini büktü, kamburlaştı

Bakın dedi komşuları

Bakın şu hamile kadına!

Kızı benim yanımdayken

Kadın bir kez daha doğurmak istedi,

Elleri isyanın kanına bulanmış gözlerini dikti kapıya

Kocasına kavuşamadan oraya koyuverdi elinde tuttuğu ne varsa

Çocuklar…

Kaşlarını dürdüğü adamın yüzüne kan sıçrarken gördüler

Bağırtılarını döktüğüm suyun içinde paklandı adam

Bir mendille yardımına koşacaklarından korktum

Döndüm çocuklardan özgürlüklerini dilendim

Saçlarıma dokundu biri

Söylediğim ninnileri sürdü uçlarına

Benim sesimle kim olduğumu sordu.

Kulağına fısıldayarak anlattım, o kadın da duydu

Ben, gurbetin müteyakkız bekçisi

Saçlarım, topraktan alır rengini

Beni bilsinler diye şiirler yazarım mendillere ve kapılara

Komşuların dillerinde büyürken adım,

Hazzını kambur edenlerin sırtını sıvazlarım.

Yaraları koparılmış hayranlıklara

İyileşirken acır,

Ben yaşadığımı hissettiğim o an

Şehrin halkı yavaşça saçlarıma dolanır.

ELİF KARTLAR

Kendimi harflerin arasında bulamıyorum.
Ben zannım, başkasının görüşü, kalbindeki yerim.
Bazen sen’im, en çok kendim.
Birçok şarkıyım, birçok şiirim.
“Değişim” beni tanıtmaya çalışan harflerin zincirlerini kırıyor.
Ben özgürüm.
Bu metni yazarken kulağıma misafir olan bu ezgi, bu akşam beni anlatır. bkz: The Secret Ensemble’den “Dertli Dolap”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir