Eylül sonu. Soğuğun iyiden iyiye kendini gösterdiği sonbahar günleri. İki gündür aralıksız yağan yağmur bu sabah da devam ediyor. Çalar saate uyanıyorsun. Güneş yeni doğmuş. Evden çıkıyorsun. Trafik felç. Üstün başın sırılsıklam giriyorsun gazeteye. Geç kalmışsın. Girişte yaşlı bir kadının gazete müdürüne, “Yorgun görünüyorsunuz.” dediğini işitiyorsun. O an dikkatini çekmiyor. Masana ilerliyorsun.

Ertesi hafta, birdenbire, gazete müdürü tüm çalışanları toplantı odasına çağırıyor. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan bahsederek başladığı konuşmasını, çok üzgün olduğunu ancak gazeteyi kapatmak zorunda kaldığını söyleyerek bitiriyor. Yıllardır bu işi severek yaptığı bilinen bir adamın bu kararı oradaki herkesi şaşırtıyor.

Ancak asıl sebebin yaşlı kadının o cümlesi olduğunu o an anlıyor ve bunu bir tek sen biliyorsun.

(Belki de öyledir. Sana sorulan tek bir soru, söylenen tek bir cümle ya da başına gelen tek bir olay, yaşadığın her şeyi hatırlatmaya, biriken şeyleri taşırmaya yeter. Yaşlı bir kadının hiçbir şeyden habersiz kurduğu bir cümle, olup biten bütün zorlukları gözünün önüne getirir ve artık öylece devam edemezsin, bir şeyler yapman gerekir.)

O açıklamadan sonra müdür çok daha rahat görünüyor. Uzun zamandır ilk defa yüzü gülüyor. “Peki şimdi ne olacak?” tarzında sorulara “Bilmiyorum, bakacağız.” gibi cevaplar veriyor.

“Yaşanan her kötü olay bir şekilde hatırlanmayı bekler.” diye düşünüyorsun. “Çok küçük, saçma sapan, alâkasız gibi görünse de başka bir olayda kendini gösterir ve hatırlanmayı bekler.”

ENES SÜSLÜ

24 yaşında. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü son sınıf öğrencisi. Kısa öykü, eleştiri, batı düşüncesi ve sinemayla az çok ilgilenir. Birbirinin aynı öyküler yazar. Sait Faik’e, Ferit Edgü’ye, Mehmet Günsür’e ve daha birçoğuna kendini borçlu hisseder.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir