“Ruminasyon, dışarıdan masum görülebilen bir stratejidir; bizlere bir çözüm üretme yolunda olduğumuz yanılgısını verir. Fakat ruminasyon ancak ve ancak daha fazla üzüntüye, strese ve acıya sebep olur.”

-Pembe Fili Düşünme, Zeynep SELVİLİ

İnsan beyni. Evren üzerinde en kompleks yapıya sahip hem duyum hem de bilinç merkezi olan bu organın işleyişi hakkında hâlâ gizemli kaldığı düşünülen bazı durumlar vardır. İmge, sembol, kavramlar ve kategoriler aracılığıyla bir takım zihinsel fonksiyonlar sonucu oluşan düşünme eylemi bu durumlardan birine örnek olarak verilebilir. Düşünce akışı durumunun, Depresyon; Obsesif-Kompulsif Bozukluk; Anksiyete Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gibi birçok ruhsal hastalıkta olumsuz bir şekilde etkilenerek bozulduğu söylenebilir. Özellikle Obsesif-Kompulsif Bozuklukla (Obsesyon: Takıntılı düşünce/dürtü; Kompulsiyon: İrade dışı yapılan yineleyici eylem) ilişkilendirilen ruminasyon, herhangi bir çevresel tetikleyici olmaksızın bireyi rahatsız ederek yineleyici bir biçimde ortaya çıkan, bilinçli bir düşünce biçimi olarak psikoloji literatüründe tanımlanmaktadır. Çocukluk çağı travmaları ve duygusal istismar yaşatılmış, zor hayat deneyimleri geçirmiş bireylerde yaşanılan bu talihsiz hadiseler ileriki dönemlerde yüksek düzeyde bir farkındalık oluşturduğu zaman, aslında bir çeşit savunma mekanizması olarak takıntılı düşüncelerle bireyin, zihninde kendisini sürekli aktif ve üstün tutma çabasına girmesine sebep olduğunu bizlere düşündürebilir.

Geviş getirme olarak tanımlanan takıntılı düşünce rahatsızlığı ismini hayvanların midesinin bir bölümünden almış olup, spesifik düşüncelerin bireylerin zihninde yineleyici bir biçimde varlığını muhafaza etmesi ile de oldukça anlamlı bir tanım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyler genel olarak mantık dışı çıkarımlarda bulunarak büyültme-küçültme yapıp; olayları kişisel algılayarak iki uçlu düşünme odaklı olup; olayların sürekli olumsuz yönlerine odaklanma eğilimindedirler (Demir, 2021). Örneğin birey, her uçağa bindiğinde aklına uçağın düşmesine dair felaketleştirici düşünceler getiriyor, buna engel olamayıp olaylar üzerine çeşitli senaryolar yazıyorsa ve eylemlerini de bu düşünceler üzerine düzenliyorsa bu durum ruminasyon olarak adlandırılır. Özellikle geçmiş zamanda yaşanılıp bitmiş olaylar üzerine rahatsız edici ve tekrar eden düşüncelere (Keşke sınavda bunu da cevap olarak yazsaydım ya da neden ben?) sebep olan bir rahatsızlıktır. Literatürde araştırıldığı zaman anksiyete ile benzerlik gösteren ruminasyonun arasındaki fark birinin geleceğe, diğerinin ise geçmişe yönelik yineleyici düşünce olduğu söylenebilir. Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık görülen ruminasyonun, stres ve kaygı seviyesini beklenmedik düzeyde arttırıcı etkiye sahip olduğu bilgisi de eklenebilir.

 “Aşırı Düşünmek (Overthinking)” olarak sosyal mecralarda sıklıkla karşımıza çıkan ve kimi zaman da dalgaya alınan ruminasyonun aslında oldukça ciddi bir rahatsızlık olduğunu belirtmekte fayda var. Bireyler ruminatif düşüncelere sahip olduğunda aslında bir nevi gerçek dünyadan koparak, kendi zihinlerinde bir dünya oluşturduklarını söyleyebiliriz. Bireylerin tekrardan gündelik işlevselliklerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri için ruminatif düşüncelere ara vererek yapmaktan zevk aldığı bir hobi edinebilmesi, yeni insanlarla tanışabileceği sosyal aktivitelere katılması gibi yollar ile zihnini var olan zorlayıcı düşüncelerden bir nebze olsun dağıtabilmesinin yararlı olabileceği düşünülürken, ruh sağlığı alanında uzman biri ile birlikte çalışması da oldukça etkili bir tedavi yöntemi olarak sunulabilir.

Psikoloji camiasında duayen olan William James’in de dediği gibi: İnsan, düşüncesini değiştirerek hayatını değiştirebilir.

Kaynaklar:

Goldstein, E.B. (2013). Bilişsel Psikoloji. (O. Gündüz, Çev.). İstanbul: Kaknüs Yayınları. (Orijinal Çalışma Basım Tarihi 1980)

Demir, B. (2021). Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ile Psikolojik Belirtilerin Ruminatif Düşünme Biçimi Üzerindeki Etkileri. (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Kent Üniversitesi, İstanbul.

BETÜL AYGÜN

Ruh Bilimi alanında lisans eğitimini tamamlamış olup halihazırda uzmanlığını alabilmek için çalışmalar yürüten, farklı kültürlerin kahvelerini ve insanlarını tanıma uğruna kilometreler katetmiş, okuyarak gezen, gezdikçe düşünen, düşündükçe yazan ve bunları bir şekilde insanlara aktarmaya çalışan biri.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir