Ayna karşısında kişisel bakım için vakit geçirmek, çoğu kişi için rutin bir olaydır. Ne hâlde olduğumuzu görebiliyor, ona göre kendimize çekidüzen veriyoruz. Ayna ile ilgili pek çok metafor ve deyim de bulunmaktadır. İnsan insanın aynasıdır gibi. Ben insanların birbirinin aynası olduğunu ifade etmek için bu yazıda doğal ayna kavramını kullanacağım. Yani insan, bir başkası için doğal bir aynadır. Doğal aynaların yansıttıkları görüntü, fiziksel yansımanın ötesinde psikolojik bir yansımaya da işaret ediyor. Aynı zamanda doğal aynalar insanın benlik oluşumunda çok önemli bir yere sahip. Sağlıklı bir bebek dünyaya geldiğinde, içinde bulunduğu dünya tasarımını zihninde anlamlandırmaya başlar. Sırt üstü yatarken yukarıda hareket eden oyuncağı, annesinin yüzünü, kendi ellerini görür. Fakat tüm bunları görüp bir tasarım oluşturan zihin kendisini bu tasarımda nereye koyacak? Kendisi neye benziyor? Bir yansıma olmadan bebek kendisini göremeyecektir. Bu noktada bebeğin bedeni ve kişiliği kendisi için tam bir muamma. Bebek dış dünyanın fotoğraflarını çekerek bir tasarım oluşturmaya başlamışken kendisine dair bir tasarım olmadan bütünlük sağlanamayacaktır. Buradaki sorun, bebeğin ilk doğal aynası olan annesi sayesinde çözülür. Anne, bebeğini kucağına alır, ona şefkatle, sevgiyle bakar. Bebeğine gülümser, onunla konuşur. Annenin bakışları, bebeğin nasıl bir varlık olduğuna dair ilk algısını oluşturur. Dünyaya dair tasarım, bebeğin kendisine tatlı ve çok değerli olduğunu söyleyen doğal bir ayna sayesinde bütünleştirilmeye başlanır. İnsanın benliğine dair ilk algı, çok değerli bir varlık olduğudur. Bu, benliğin iyi benlik çekirdeğidir. Bununla beraber arada sırada anne bebeğine tiksinir şekilde bakar çünkü bebek altına yapmış ve bezden taşan dışkı her yere bulaşmıştır. Bebek, annesinin neden böyle iğrenerek ve suçlayıcı bir şekilde baktığını anlayamaz. Çünkü dışkı onun için hiçbir şey ifade etmemektedir. Böylece bebeğin kendisini gördüğü aynası olan annesi sayesinde kötü benlik çekirdeği de oluşmaktadır. Anne güzel baktığında iyi benlik, iğrenerek baktığında kötü benlik aktive olur. İlk dönemlerde ayrı tutulan iyi ben-kötü ben ilerleyen dönemlerde birleştirilir ve benlik bütünleşmiş olur.

Yaşamın ilk aylarında kendimize dair algımızı doğal bir ayna olan annemiz sayesinde öğrendik. İyi ve kötü ile bütünleşmiş benliğimiz, yaşamın her anında başkalarının bize bakışlarıyla aktive olmaktadır. Size hayranlıkla bakan birisini düşünün. Bu bakışlar mutlu hissettirir, özgüveniniz artar, deyim yerindeyse moda girersiniz. Öte yandan size aşağılayıcı bakan birisi olduğunda kendinizi huzursuz, mutsuz hissedebilirsiniz. Her hâlükârda sağlıklı benlik, bu iki durumu da deneyimlemeyi ve iyi-kötü yönlerinin olduğunun farkında olmayı gerektirir.

İnsan yüzü, benliğin göstergesidir. Yüzünüz, sizin kim olduğunuzdur. Yüzünüzde olan tüm tepkiler, benliğinizin yaşanan durum karşısında başa çıkması için donatılmıştır. Şaşkınlık, mutluluk, üzüntü vb. için mimikler, ses tonu, gözlerin kaçırılması, göz bebeğinin büyümesi…  Doğal aynalar için hazırlanan tepkilerdir. Hatta özellikle alışık olmadığı durumlar içinde kalınca, benliğini saklamak için insanlar yüzlerini gizlemektedirler. Savaşçı kabileler yüzlerini boyarlar, vandallar yüzlerini örterler, hırsızlar kar maskesi takar. Yani doğal aynalar karşısında yüzler gizlenmek istenir.

Yüzümüzün ve doğal aynaların benliğimizi tanımlamaktaki önemini öğrendik. Gelelim en nihai ve en doğruları yansıtacak olan doğal aynaya: Kendimize. Çünkü başka doğal aynalar yanılabilir, yanlı davranabilir. Şimdi gerçek bir ayna karşısında olduğunuzu düşünün. Kendinize bakıyorsunuz. Alnınız, burnunuz, gözleriniz karşınızda. Bu fiziki yansımanın ötesinde en nihai doğal ayna sizlere neler söylüyor? Sadece fiziksel özelliklerinizi mi görüyorsunuz yoksa benliğinizi de görebiliyor musunuz? Benliğinin yansımasını görenler anıları, yaşanan hayal kırıklıkları, sevinçleri, üzüntüleri, mutlulukları, utançları, düşünceleri, ilkeleri, kendisine yakıştırdığı davranışları, hatırlamak istemeyeceği olayları da görebilmektedir. Benliğimizdeki bütünleşmiş iyi-kötü ben’i bu sefer biz aktive ederiz. Kendi kendimizin doğal aynası olarak kendimizle yüzleşmek, bu noktada kolay olmayabilir. Nerede yüzleşmekten kaçınıyorsanız orada yeniden ele alınıp yeniden anlamlandırılması gereken bir mesele olabilir. Psikolojik yansımaların güzel tarafı, her seferinde farklı şeyleri yansıtabilme kabiliyetine sahip olmasıdır. Bu noktada size yardımcı olabilecek psikiyatrlar, klinik psikologlar, psikolojik danışmanlar gibi doğal aynalar bulunmaktadır.  Yansımaları anlamak, yeniden değerlendirmek mümkün. Önemli olan, aynaya bakabilme cesaretiniz var mı?

ADNAN GÖZÜTOK

Merhaba, ben Adnan Gözütok. Eylül 1997’de dünyaya geldim. Lise ve lisans eğitimimi Konya’da tamamladım. Şu sıralar Hacettepe Üniversitesinde “Psikolojik Danışman” unvanımın önünde “Uzman” unvanını ekleyebilmek için eğitim alıyorum. Mesleğim gereği, konuşmak ve dinlemek bizim için ayrı ayrı çok değerlidir. Ancak yazmanın bendeki hissiyatı bu iki ayrı hazinenin bir araya gelmesi gibi. Bu platformda yazı yazdığım başlık ise “Katarsis”. Kelimelerin insanlardan, tabiattan, bitkilerden ve hayvanlardan, canlı cansız tüm nesnelerden süzülüp gelmesi ile ortaya çıkmaktadır.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir