Gösteriliyor: 1 - 10 of 19 Sonuçlar

Rose

Dükkân sahibi, karşısında yanakları al al olmuş bu gence baktı özlemle. Duyguları, kalbi, hissettikleri hâlâ çok saftı. Tertemizce yaşıyordu ne yaşıyorsa. Onu daha fazla utandırmadan kasaya doğru gitti dükkân sahibi. Arkasından baktığında, genç çocuk boynunu bükmüş hâlâ boş sokağı seyretmekteydi. Her gün Vera gitse bile dakikalarca seyrederdi bu yolu. Dükkân sahibi dayanamayıp sordu:

Dumanı Tüten Kulübe

Yağmurun şarıl şarıl yağdığı bir gün, dağın öbür tarafındaki yolda arabası bozulan bir genç, sığınacak bir yer arıyordu kendisine. Aslında amacı yakınlarda bir yerde bir tamirci bulmaktı. Ama öyle çok yağmur yağıyordu ki önünü bile göremiyordu. Islanmış gözlüğünü temizlemek istese de kıyafetleri de ıslaktı, gözlüğünü silebileceği hiçbir şeyi yoktu. En sonunda ne bir tamirci bulabildi ne de arabasını bıraktığı yeri.

Hayat

‘’Ölüm, en büyük başlangıçtır evlat, en büyük ve en etkili başlangıç. Bir hikâyede biri ölünce, o hikâye hikâyelikten çıkar, destan olur. Ucu ateşe tutulmuş bir kağıt gibi yanar o sağ kalan. Yana yana kül olur. Başarabilirse yeniden kurar hikâyesini. Başaramazsa da kül olarak kalır, içten içe hâlâ yanmaya devam eder, söneceği günü bekler her zaman.

Portakal Ağaçlı Topraklar

Annemle babam belki daha önce… Belki de hiç… Dolapta kalan son mürettebatla birer sandviç yapmışlar. Sandviç; tereyağlı iki ince ekmek dilimi arasına peynir, sucuk, salam gibi şeyler konularak hazırlanır, bizimki bildiğin ekmek arası peynir. Şu durumda kelimelerin önemi var mı? Bazı durumlarda onların bile yakasını bırakmalısın. Mesela bugün. Bugün pes etmek günü.